yüklenmek

listen to the pronunciation of yüklenmek
Türkisch - Englisch
undertake
(for someone, an animal, a vehicle) to be loaded or freighted; (for a load) to be put on/in
stick it on
(for the blame) to be laid on (someone)
shoulder
to shoulder or take on (a burden, task, or responsibility)
(for rain) to come down hard, fall hard
load up
to make a strong, concerted attack upon, rush or press (someone) hard
(for an electrical charge) to be given to
be stuck with
sit upon
lie heavy on smb
to be loaded; to take upon oneself, to shoulder; to lean against, to press against
to press, push, put pressure on, pressure (someone)
embark
to push against (someone, something) with all one's weight
(for a task or responsibility) to be given to or laid on (someone)
load
lay on
take upon oneself
attach
laden
take something on
take over
lean against
loaded
burthen
pin on
burden
sorumluluk yüklenmek
shoulder
yükle
(Bilgisayar) install

Do you want to install this free browser add-on? - Bu ücretsiz tarayıcı eklentisini yüklemek ister misiniz?

I wish I could figure out how to install this software. - Keşke bu yazılımı nasıl yükleyeceğimi bilebilsem.

yüklenme
(Tıp) overload
yüklenme
(Ticaret) underwriting
yüklenme
laden
yüklenme
undertaking
yükle
lade
yükle
weigh down
yükle
impute
yükle
impute to
yükle
{f} loading

We're ready to begin loading the truck. - Kamyonu yüklemeye hazırız.

The suitcases were ready for loading. - Bavullar yükleme için hazırdı.

yükle
load down
yükle
download

Uploading is the opposite of downloading. - Yüklemek, indirmenin tersidir.

The download speed is twice as fast as the upload speed on this network. - Bu ağda indirme hızı yükleme hızından iki kat daha hızlı.

yükle
{f} laden
yükle
{f} loaded

We loaded a lot of luggage into the car. - Arabaya bir sürü bagaj yükledik.

Let's get those supplies loaded on the truck. - Bu malzemeleri kamyona yükletelim.

yükle
weight down
yükle
{f} load

I was hoping Tom would help me load the truck. - Tom'un kamyonu yüklememe yardımcı olacağını umuyordum.

The men loaded the baggage into the truck. - Adamlar bagajı kamyona yükledi.

yükle
{f} burden

I don't want to burden you with my troubles. - Size sorunlarımı yüklemek istemiyorum

I can't burden Tom with that problem. - Bu sorunu Tom'a yükleyemem.

yükle
{f} lading
yükle
{f} task
yükle
upload

I can't figure out how to upload an image. - Bir resmin nasıl yükleneceğini bilmiyorum.

How can I upload a photo to your website? - Sitene bir fotoğrafı nasıl yükleyebilirim?

yükle
{f} laded
yükle
burdened
yüklenme
load
aşırı yüklenmek
overtax
yükle
weightdown
yükle
weight#down
yükle
charging
yükle
weighdown
yükle
loaddown
yükle
{f} weight

If you load too much weight in this box, it's going to blow up. - Bu kutuya çok fala ağırlık yüklersen patlar.

yükle
weigh#down
yükle
imputeto
yüklenme
{i} embarkation
yüklenme
punishment
yüklenme
assumption
yüklenme
brunt
Türkisch - Türkisch
Bir yükü taşımayı üstüne almak
Bir şeyi yapmayı kabul etmek, üstüne almak
Üstüne düşmek, zorlamak
Yüklemek işi yapılmak veya yüklemek işine konu olmak
Yükleme işi yapılmak veya yükleme işine konu olmak: "Daha şimdiden evin bütün işleri Peyker'in üstüne yüklenmiş."- M. Ş. Esendal
Bir yükü taşımayı üstüne almak. Üstüne düşmek, zorlamak: "Hep birden yüklenmişlerdi o zaman Rahmi'ye; saygısızlık ettin, kırdın diye."- T. Buğra
Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak
Kendi ağırlığını başka bir şey üzerine vermek, bedeniyle abanmak: "Araba durdukça önümdekine, kalktıkça arkamdakine yükleniyorum."- B. Felek
yıkılmak
yüklenme
Yüklenmek işi
yüklenme
Yüklenme işi
yüklenmek
Favoriten