tutsak

listen to the pronunciation of tutsak
Türkisch - Englisch
prisoner

Consider yourselves my prisoners. - Kendinizi benim tutsaklarım olarak düşünün.

You're not a prisoner here. - Sen burada tutsak değilsin.

captive
prisoner of war, captive
prisoner; captive; in chains
hostage

The fate of the hostages depends on the result of the negotiation. - Tutsakların kaderi görüşmenin sonucuna göre değişir.

Dan finally released his hostage after two days of captivity. - Dan iki günlük tutsaklıktan sonra nihayet rehinesini serbest bıraktı.

in chains

The prisoner is in chains. - Tutsak zincirle bağlıydı.

tutsak olmak
prisoners to be
tutsak etmek
capture
tutsak etmek
to capture
dişi tutsak
female prisoners
müfreze; alıkonulan, tutsak
(Askeri) detachment; detainee
Türkisch - Türkisch
(Hukuk) Esir;savaşta esir alınan kimse
Gitmesine engel olunan, serbestçe hareketine engel olunan
Bir şeye veya bir kimseye çok bağlı, kendisini bir şeyin etkisinden kurtaramayan kimse
Savaşta ele geçen düşman, esir
esir
tutsak pazarı
Tutsakların köle gibi alınıp satıldığı yer, esir pazarı
tutsak
Favoriten