toplanan

listen to the pronunciation of toplanan
Türkisch - Englisch
collected

The data collected in Tyrel's research is of great value both to administrators and to educators. - Tyrel'in araştırmasında toplanan bilgi hem yöneticiler hem de eğitimciler için çok değerlidir.

assembled
addend
gathered from
congregates
cumulative
toplanan ürün miktarı
pick
topla
gather

The dictionary gathers nearly half a million words. - Sözlük yaklaşık yarım milyon kelime toplar.

He gathered his children around him. - O, çocuklarını kendi etrafına topladı.

topla
{f} gathering

Tom doesn't enjoy family gatherings very much. - Tom aile toplantılarını fazla sevmiyor.

A crowd was gathering around him. - Onun etrafında bir kalabalık toplanıyordu.

topla
{f} muster

She finally mustered up the courage to ask him for more money. - Ondan biraz daha para istemek için sonunda cesaretini topladı.

Tom finally mustered up the courage to ask Mary out. - Tom sonunda Mary'ye çıkma teklif etmek için cesaretini topladı.

topla
reunite
topla
sum up

Can you briefly sum up what was said at the meeting? - Toplantıda ne söylendiğini kısaca özetleyebilir misin?

topla
{f} bunch
topla
add up

Add up these figures. - Bu sayıları toplayın.

Please add up the numbers. - Lütfen sayıları toplayınız.

topla
summon up

Summon up your courage and tell the truth. - Cesaretini topla ve gerçeği söyle.

topla
made up
topla
round up
topla
assemble

The crowd assembled in front of the post office. - Kalabalık postanenin önünde toplandı.

The police assembled a lot of evidence against him. - Polis onun aleyhinde birçok kanıt topladı.

topla
pick

A magnet can pick up and hold many nails at a time. - Bir mıknatıs bir seferde çok sayıda çiviyi toplayabilir ve tutabilir.

I should like to see the trees from which you picked these apples. - Ben, bu elmaları topladığın ağaçları görmek istiyorum.

topla
make up

Sami can make up his own bed. - Sami kendi yatağını toplayabilir.

Americans who are over sixty-five make up 12.5% of the total population. - Altmış beşten fazla Amerikalılar toplam nüfusun% 12.5'ini oluşturuyor.

topla
{f} summed
topla
{f} harvest

In November, olives are harvested from the trees to make oil. - Kasım ayında zeytinler yağı çıkarılmak üzere ağaçlardan toplanır.

I don't harvest their olives. - Onların zeytinlerini toplamam.

topla
{f} collected

Tom collected coffee cups. - Tom kahve fincanlarını topladı.

Tom collected old coins. - Tom eski bozuk paraları topladı.

topla
bunched
kilisede toplanan para
offertory
kilisede toplanan para
offering
oyunda yerde toplanan kâğıtlar
trick
rüşvet vermek için toplanan para
slush fund
topla
recruit
topla
make#up
topla
collecting

Tom isn't currently collecting unemployment benefits. - Tom şu an işsizlik ödeneğini toplamıyor.

My hobby is collecting insects. - Benim hobim böcek toplamaktır.

topla
sumup
topla
sum

Tatoeba: Because a language is more than the sum of its words. - Tatoeba: Çünkü bir dil sözcüklerinin toplamından daha fazladır.

In a closed system the sum of the contained energies remains constant. - Kapalı bir sistem içerisinde bulunan enerjilerin toplamı sabit kalır.

topla
convoke
topla
sum#up
topla
three-pronged pitchfork
üç ayda bir toplanan sulh mahkemesi
quarter sessions
Türkisch - Türkisch
Toplama işleminde toplamı oluşturan sayılardan her biri
topla
Üç parmaklı diren
topla
Üç parmaklı dirgen
toplanan
Favoriten