to enjoy or make the most of life; to be in a state of happiness

listen to the pronunciation of to enjoy or make the most of life; to be in a state of happiness
Englisch - Türkisch

Definition von to enjoy or make the most of life; to be in a state of happiness im Englisch Türkisch wörterbuch

live
yaşamak

Gelecek ayın sonunda on yıldır burada yaşamakta olacak. - He will have lived here for ten years by the end of next month.

Hepimiz mümkün olduğu kadar uzun yaşamak istiyoruz. - All of us want to live as long as possible.

live
live and learn yaşadıkça ögrenmek
live
{s} güncel
live
{f} on ile geçinmek
live
radyo

Dan radyoda canlı çaldı. - Dan played live on the radio.

live
cereyanlı (tel/ray vb)
live
akımlı
live
(Televizyon) canlı yayın

Sarhoş bir TV sunucusu, canlı yayın esnasında istifra etti. - A drunk TV presenter vomited during a live broadcast.

Bizi izlemeye devam edin. Canlı yayınımız kısa süre içinde geri dönecek. - Stay tuned. Our live stream will return shortly.

live
(yayın) naklen
live
canlı

Büyükbabam 90 yaşında ve çok canlı. - My grandfather is 90 years old and very lively.

Kedi canlı bir fare ile oynuyordu. - The cat was playing with a live mouse.

live
cereyanlı
live
diri
live
canlı (yayın)
live
çıngıyla yüklü
live
gereksinimlerini karşılamak
live
hayatta olmak
live
{s} patlamamış (bomba)
live
eğleşmek
live
ömür sürmek
Englisch - Englisch
live
to enjoy or make the most of life; to be in a state of happiness
Favoriten