O uzun zaman önce oldu.
- Eso ocurrió hace mucho tiempo.
Uzun zamandır sigara içmedim.
- No he fumado durante mucho tiempo.
O vakitler, Büyük Britanya savaş için hazır değildi.
- En aquel tiempo, Gran Bretaña no estaba lista para la guerra.
Vakit geçirmek için kart oynadık.
- Jugamos a las cartas para pasar el tiempo.
Benim kitap okumak için zamanım yok.
- No tengo tiempo para leer libros.
Her şeyin bir zamanı vardır.
- Hay un tiempo para todo.