uzun zaman

listen to the pronunciation of uzun zaman
Türkisch - Englisch
long

A long time ago, there was a bridge here. - Uzun zaman önce, burada bir köprü vardı.

I have seen that film long ago. - Ben, o filmi uzun zaman önce izledim.

long time

A long time ago, there was a bridge here. - Uzun zaman önce, burada bir köprü vardı.

Tom hasn't written a letter in a long time. - Tom uzun zamandır bir mektup yazmadı.

ages

This part of the tune needs some real skill. It took me ages to learn how to play it on the piano. - Bestenin bu bölümünün biraz gerçek beceriye ihtiyacı var.Bunun piyanoda nasıl çalınacağını öğrenmek uzun zamanımı aldı.

I haven't had a boyfriend in ages. - Uzun zamandır bir erkek arkadaşım yok.

yonks
uzun zaman önce
(Bilgisayar) long time ago
uzun zaman içinde gerçekleşen
to take place over a period of timeto develop graduallygradual developmentslow progress/to progress slowly
uzun zaman önce
long before

Primitive calculating machines existed long before computers were developed. - İlkel hesap makineleri, bilgisayarlar geliştirilmeden uzun zaman önce vardı.

It was not long before she came. - O gelmeden uzun zaman önce değildi.

uzun zaman önce
a long while ago
uzun zaman önce
long ago

I have seen that film long ago. - Ben, o filmi uzun zaman önce izledim.

He should have done that long ago. - Onu uzun zaman önce yapmalıydı.

uzun zaman önce
a long time ago
sonsuz uzun zaman süreci
coon's age
çok uzun zaman
eon
çok uzun zaman
aeon
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) MELİYY