Leyla ve Sami yaşlı ve kırışmıştılar.
- Layla and Sami aged up and wrinkled up.
Yaşlılara karşı nazik olmalıyız.
- We should be kind to the aged.
Dört buçuk yaşında yüzmeyi öğrendim.
- I learned to swim aged four and a half.
O, on yedi yaşındadır.
- She is aged seventeen.
Eğer İskoçya'dan gelmiyorsa ve en az on iki yıl eskitilmediyse o zaman o, viski değildir.
- If it's not from Scotland and it hasn't been aged at least twelve years, then it isn't whisky.
Tom biraz yaşlanmadı.
- Tom hasn't aged one bit.
Bakım onu çabuk yaşlandırdı.
- Care aged him quickly.
Aged 18, he had no idea what would happen next.
... say zero to four as there are aged 85 or 90, but it’s basically a slender column. ...
... They are the number 1 cause of death in America for people aged 5-34. I saw my friend, Katherine ...