tamamlayıcı

listen to the pronunciation of tamamlayıcı
Türkisch - Englisch
subsidiary
{s} supplementary
integral

Death is an integral part of life. - Ölüm hayatın tamamlayıcı bir parçasıdır.

expletive
supplement
complementary

Television and newspapers play complementary roles. - Televizyon ve gazeteler tamamlayıcı rol oynuyorlar.

collateral
integrant
(something) which completes or supplements; complementary, complemental; supplementary, supplemental
component
complemental
complement

Television and newspapers play complementary roles. - Televizyon ve gazeteler tamamlayıcı rol oynuyorlar.

complementary, supplementary
adjunct
follow up
supplemental
modifier
integral, constituent, component (part)
processor
finishing
perfective
complimental
followup
(Nükleer Bilimler) suplementary
tamamlayıcı parça
component
tamamlayıcı ürünler
complementary products
tamamlayıcı bakım
supplementary maintenance
tamamlayıcı bilgi
(Hukuk) supplementary information, further information
tamamlayıcı fotometre
integrating photometer
tamamlayıcı hasar tahmini
(Askeri) collateral damage estimation
tamamlayıcı kayıt
trailer record
tamamlayıcı protokol
(Hukuk) supplementary protocol
tamamlayıcı renk
complementary colour
tamamlayıcı sulama
supplementary irrigation
tamamlayıcı sözlük
(Bilgisayar) supplemental dictionary
tamamlayıcı tedavi
after treatment
tamamlayıcı tedavi
follow up
tamamlayıcı tedavi
aftercare
tamamlayıcı teminat
collateral security
tamamlayıcı teminat
collateral
tamamlayıcı unsur
principle
taban tamamlayıcı
radix complement
taban-eksi-bir tamamlayıcı
diminished radix complement
taban-eksi-bire tamamlayıcı
radix-minus-one complement
yük intikal harekat merkezi; tamamlayıcı metal-oksit yarı iletkeni
(Askeri) cargo movement operations system; complementary metal-oxide semiconductor
Türkisch - Türkisch
Tamam durumuna getiren, tamamlayan: "Sevmeyi bilmeyen ölmeyi bilmez, savaş sevginin tamamlayıcısıdır."- A. Haşim
Tamam durumuna getiren, tamamlayan
(Hukuk) TETİMME
tamamlayıcı
Favoriten