O, kadınları anlamlı bir meşgale olmaktan daha ziyade tek kullanımlık zevk olarak görüyor.
- He regards women as disposable pleasures rather than as meaningful pursuits.
Herkes dinledi ve çok mutluydu, düğünün özgün ve anlamlı olduğunu düşündüler.
- Everyone listened and was very happy, thinking this wedding was both original and meaningful.
Bu makul bir yaklaşımdır.
- This is a sensible approach.
Tom çok mantıklı bir kişidir.
- Tom is a very sensible person.
Onun rüşveti reddetmesi çok mantıklıydı.
- It was very sensible of him to reject the bribe.