sinema

listen to the pronunciation of sinema
Türkisch - Englisch
movie theater

We're going to the movie theater. - Biz sinemaya gidiyoruz.

Yesterday at this time, we were at the movie theater. - Dün bu saatte sinemadaydık.

cinema

Tom asked his father if he could go to the cinema. - Tom babasına sinemaya gidip gidemeyeceğini sordu.

There are very few shops and the cinema is awful. - Burada çok az mağaza var ve sinema da korkunç.

movie

She goes to the movies once a week. - Haftada bir kez sinemaya gider.

I would rather stay at home than go to the movies. - Evde kalmayı sinemaya gitmeye tercih ederim.

cine

There are very few shops and the cinema is awful. - Burada çok az mağaza var ve sinema da korkunç.

He lost his cinema ticket. - O, sinema biletini kaybetti.

pictures
movies

Do you want to go to the movies or to the theater? - Sinemaya mı tiyatroya mı gitmek istersin?

I would rather stay at home than go to the movies. - Evde kalmayı sinemaya gitmeye tercih ederim.

the cinema, cinematography
flicks
theatre [Brit.]
cinema, the movies; movie house, movie theater
theater

Do you want to go to the movies or to the theater? - Sinemaya mı tiyatroya mı gitmek istersin?

There's an old movie theater in town. - Kasabada eski bir sinema salonu var.

the movies

I often went to the movies with my father. - Ben sık sık babamla birlikte sinemaya gittim.

I would rather stay at home than go to the movies. - Evde kalmayı sinemaya gitmeye tercih ederim.

movie house
picture theater
cinematography
movie house, motion-picture theater, Brit. cinema
silver screen
picture palace
motion pictures
drive
picture theatre
motion picture
theatre

Where are we going now? To the theatre or the cinema? - Biz şimdi nereye gidiyoruz? Tiyatroya mı yoksa sinemaya mı?

Where shall we go now? To the theatre or cinema? - Şimdi nereye gidelim? Tiyatroya mı yoksa sinemaya mı?

big screen
moving picture
picture
movie theatre

movie theatre = movie house.

motion picture theatre
pix
screen
sinema televizyon bölümü
1. department of cinema and television arts2. school of cinematic arts

After his graduation, he did his post-graduation studies at the Department of Cinema and Television Arts.

sinema dünyası
the screen
sinema dünyası
the cinema
sinema endüstrisi
the screen
sinema endüstrisi
the cinema
sinema endüstrisi/sanayii
the motion-picture industry, the movies
sinema filmi
motion picture
sinema filmi
cine film
sinema fotoğrafçılığında kullanılan güçlü lâmba
Klieg
sinema hastası
cineaste
sinema makinası
moving picture machine
sinema makinesi
cinematograph
sinema makinesi
projector
sinema makinesiyle ilgili
cinematographic
sinema makinisti
projectionist
sinema meraklısı
cineaste
sinema perdesi
silver screen
sinema salonu
house
sinema sanatı
the cinema
sinema tavsiye edebilir misiniz
Can you recommend a movie
sinema özelliğinde
cinematically
sinema şaheseri
superfilm
sessiz sinema oyunu
charade

Tom isn't good at playing charades. - Tom sessiz sinema oyunu oynamada iyi değil.

sinema salonu
movie house
sinema salonu
theater

It's a new movie theater. - Bu yeni bir sinema salonu.

The oldest movie theater in town is being pulled down now. - Kasabadaki en eski sinema salonu şu an yıkılıyor.

Sinema salonu
cinema theater
sessiz sinema
Silent film
sinemalar
Cinemas
arabalı sinema
drive in
bilimsel sinema
(Sinema) scientific cinematography
düzenli sinema izleyicisi
cinemagoer
feminizm ve sinema
feminism and motion picture
hangi sinema salonuna gidiyoruz
Which movie house will we go to
sanat ve sinema
(Sanat) art and motion pictures
sesli film/sinema
sound motion picture, talkie
sesli sinema
sound cinematography
sessiz film/sinema
1. silent movie. 2. (Konuşma Dili) charades
sessiz sinema
silent motion pictures
Türkisch - Türkisch
Güzel sanatların dalı olarak yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı, beyaz perde: "Sinemanın zevkimizi dışarıdan idare ettiği devirde yaşıyoruz."- H. A. Yücel
Yedinci Sanat
Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı: "Bir haber bırakıp mahallenin sinemasına girdi."- S. F. Abasıyanık
Güzel sanatların dalı olarak, yansıtılmaya uygun olan filmleri gerçekleştirme ve yaratma sanatı
Herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir ekran üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işi
Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapı
beyaz perde
sinema endüstrisi
Film yapımını, dağıtımını gerçekleştiren, sinema araçlarını üreten endüstri
sinema perdesi
Film görüntüsünün yansıtıldığı bez veya plastik maddeden yapılmış beyaz satıh
sinema salonu
Film gösterimi için seyircilere ayrılan geniş salon
sinema sanatçısı
Sinema yapımında emeği geçen sanatçı
sinema tekniği
Bir sinema filmini yaratmada kullanılan teknik araçlarla ilgili yöntem
sinema
Favoriten