secondrate

listen to the pronunciation of secondrate
Englisch - Türkisch
ikinci sınıf
ikinci derecede
second
saniye

Bir saniyeliğine öleceğimi sandım. - For one second I thought I would die.

Bir dakikada altmış saniye vardır. - There are sixty seconds in a minute.

second
{i} ikinci

Osaka, Japonya'nın ikinci en büyük şehridir. - Osaka is the second largest city of Japan.

Doktorlar ikinci operasyonu uygulamayı reddettiler. - Doctors refused to perform a second operation.

second
{i} destek

Tom hareketi destekledi. - Tom seconded the motion.

second
ikinci/saniye
second
düelloda şahit
second
yardımcı
second
diğer

En küçük erkek kardeşimin ilk evliliğinden iki çocuğu var, ve diğer çocuk ikinci evliliğinden. - My youngest brother has two children from his first marriage, and another child from his second.

Eldivenin tekini kaybettim. Şimdi diğer tekiyle ne yapmam gerekiyor? - I lost a glove. Now what should I do with the second one?

second
göz kırpımı
second
göreve getir/destekle
second
{s} ikinci dereceli
second
{i} nota aralığı
second
geçici olarak göreve getirmek
second
{f} göreve getirmek [brit. ask.]
second
{i} düello şahidi
second
{s} öbür
second
ikinci kalite mallar
Englisch - Englisch
{n} a second order in dignity
{a} second
Of the second size, rank, quality, or value; as, a second-rate ship; second-rate cloth; a second-rate champion
secondrate
Favoriten