pronoun used to indicate a specific person or thing

listen to the pronunciation of pronoun used to indicate a specific person or thing
Englisch - Türkisch

Definition von pronoun used to indicate a specific person or thing im Englisch Türkisch wörterbuch

that
o
that
bağlaç ki
that
{z} (çoğ. those)
that
bu kadar

İki yaşındaki bir çocuk bu kadar hızlı koşabilir mi? - Can a two-year-old boy run that fast?

Ver onu. Sahip olduğunun hepsi bu kadar mı? - Hand it over. That's all you've got?

that
(sıfat) öteki
that
Keşke

Keşke Tom daha iyi bir Fransızca konuşanı olabilse. - Tom wishes that he could be a better French speaker.

Keşke onunla gidebilseydim. - I regret that I couldn't go with her.

that
için

Bu, bir kişi için küçük bir adımdır ama insanlık için dev bir sıçramadır. - That's one small step for man, one giant leap for mankind.

Bu, bir kişi için küçük bir adımdır ama insanlık için dev bir sıçramadır. - That's one small step for a man, one giant leap for mankind.

that
in that mademki
that
diye

Ailesinin dengeli bir diyet yaptığından emin. - She makes sure that her family eats a balanced diet.

Ek olarak yaşlılar birbirleriyle sosyalleşebilsin ve Amerikan hayatının aktif üyeleri olarak kalabilsinler diye birçok topluluk kurulmuştur. - In addition many groups have been formed so that the elderly can socialize with one another and remain active participants in American life.

that
-dığı
that
adl.şu
that
o kadar

O kadar kötü birisi ki kimse ondan hoşlanmaz. - He is such a bad person that everybody dislikes him.

John o kadar telaşlıydı ki konuşmaya vakti yoktu. - John was in such a hurry that he had no time for talking.

that
ki o

O kadar iyi bir kitap ki onu üç kez okudum. - That was so good a book that I read it three times.

Ne yazık ki o yatakta hastaydı. - I regret to say that he is ill in bed.

that
öylesine

Linda'nın hayal kırıklığı öylesine fazlaydı ki gözyaşlarına boğuldu. - Such was Linda's disappointment that she burst into tears.

Hikayeye inanacak kadar öylesine aptal değildir. - He is not such a fool as to believe that story.

that
-diği(ni)
that
ki
that
-en
that
-diği
Englisch - Englisch
{s} that
pronoun used to indicate a specific person or thing

    Silbentrennung

    pro·noun used to in·di·cate a spe·cif·ic per·son or thing

    Türkische aussprache

    prōnaun yuzd tı îndıkeyt ı spısîfîk pırsın ır thîng

    Aussprache

    /ˈprōnoun ˈyo͞ozd tə ˈəndəˌkāt ə spəˈsəfək ˈpərsən ər ˈᴛʜəɴɢ/ /ˈproʊnaʊn ˈjuːzd tə ˈɪndəˌkeɪt ə spəˈsɪfɪk ˈpɜrsən ɜr ˈθɪŋ/
Favoriten