bu kadar

listen to the pronunciation of bu kadar
Türkisch - Englisch
that

Can a two-year-old boy run that fast? - İki yaşındaki bir çocuk bu kadar hızlı koşabilir mi?

That's enough for today! - Bugünlük bu kadar yeter.

this

I've never woken up this early. - Hiç bu kadar erken kalkmadım.

Hearing this song after so long really brings back the old times. - Bu kadar uzun bir zamandan sonra bu şarkıyı İşitmek gerçekten eski zamanları geri getiriyor.

that's it

That's it. I'm not lending you any more money. - Bu kadar. Sana daha fazla ödünç para vermiyorum.

That's it. I've done everything I can. - Bu kadar. Yapabileceğim her şeyi yaptım.

so many

I'm happy to see so many friendly faces. - Bu kadar çok dost yüzler görmekten mutluyum.

I never for a moment imagined that I'd be able to meet so many famous people. - Bu kadar çok ünlü insanlarla tanışabileceğimi bir an bile asla hayal etmedim.

this thing
that much

Tom won't be here tomorrow. I guarantee you that much. - Tom yarın burada olmayacak. Sana bu kadar çok garanti veriyorum.

I'm not sure I can be all that much help. - Bu kadar çok yardım edebileceğimden emin değilim.

this quantity
yay
such

I didn't expect such a nice present from you. - Senden bu kadar iyi bir hediye beklememiştim.

Stop being such dolts. - Bu kadar aptal olmayı bırak.

so
this much

My place isn't usually this much of a mess. - Benim yerim genellikle bu kadar karmaşa değil.

I can't eat this much food. - Bu kadar fazla yemek yiyemem.

that far
this far
thus much
this much, such, this
so much

Don't make so much noise. - Bu kadar gürültü yapmayın.

I wish my leg didn't hurt so much. - Keşke bacağım bu kadar çok acımasa.

1. this much. 2. (after a number) and a little more
bu kadar
Favoriten