outrange

listen to the pronunciation of outrange
Englisch - Türkisch
{f} daha uzun menzilli olmak
uzağa eriş
{f} geçmek
(Askeri) MENZİL DIŞINA ÇIKMAK: Telsiz muharebesinin mesafesi dışına çıkmak. Telsiz birlikleri, süratle hareket eden dost kuvvetlerin önüne geçmekle telsiz mesafesi dışına çıkabilirler
{f} daha ileri gitmek
Englisch - Englisch
To have a longer range than another projectile or weapon
have a greater range than (another gun)
{f} cover more ground, have a longer range than; shoot farther, shoot to a greater distance
outrange
Favoriten