okumuş

listen to the pronunciation of okumuş
Türkisch - Englisch
literate
educated
well-read
read

He may have read the letter. - O, mektubu okumuş olabilir.

Nancy cannot have read this book. - Nancy, bu kitabı okumuş olamaz.

(someone) who's had some formal education; well-educated
lettered
enlightened
well-read, learned, educated, literate
(Konuşma Dili) highbrow
learned
well read
okumuş olmak
to read
okumuş kadın
bluestocking
okumuş kimse
scholar
oku
read

Is she reading a book? Yes, she is. - O bir kitap okuyor mu? Evet, o okuyor.

I never read that book. - O kitabı hiç okumadım.

oku
{f} reading

Is she reading a book? Yes, she is. - O bir kitap okuyor mu? Evet, o okuyor.

Students should develop their reading skills. - Öğrenciler, okuma yeteneklerini geliştirmeliler.

çok okumuş
literate
çok okumuş
deeply read
çok okumuş
deep read
çok okumuş
well-read
çok okumuş kimse
literate
Türkisch - Türkisch
Okuyarak bilgisini genişletmiş, öğrenim görmüş (kimse): "İki yabancı dil bilen, okumuş, kibar bir tıbbiye talebesi."- R. N. Güntekin
Okuyarak bilgisini genişletmiş, öğrenim görmüş (kimse)
okumuş olmak
Okunmuş gibi görünmek, öyle farz edilmek
oku
Anadoluda küçük armağanlarla yapılan düğün çağrısı
okumuş
Favoriten