not at all; slightly

listen to the pronunciation of not at all; slightly
Englisch - Türkisch

Definition von not at all; slightly im Englisch Türkisch wörterbuch

little
{s} ufak

O yumuşak kilden ufak bir heykel yaptı. - He made a little statue out of soft clay.

Sana ufak bir hediyem var. - I have a little present for you.

little
küçük

Küçük erkek kardeşim televizyon izliyor. - My little brother is watching TV.

Sana küçük bir şey getirdim. - I brought you a little something.

little
{s} az
little
azıcık

Sahip olduğu azıcık parasını kaybetti. - She lost what little money she had.

Sahip olduğu azıcık parayı çocuğa verdi. - He gave the boy what little money he had.

little
{s} az: There's little time left. Az zaman kaldı
little
be.az miktarda
little
değersiz
little
genç

Bu genç adam ülkesi hakkında çok az şey biliyor. - This young man knows little about his country.

Benim için biraz çok gençsin. - You're a little too young for me.

little
önemsiz

Karıncaların yaşamını önemsiz sayma. - Don't think little of the ants' lives.

little
{i} az zaman

O kadar az zamanım vardı ki öğle yemeğini aceleyle yemek zorunda kaldım. - I had so little time that I had to eat lunch in a hurry.

Bir sonraki trenden önce az zamanımız var. - We have a little time before the next train.

little
(sıfat) küçük, ufak, az, dar görüşlü, bayağı, adi
little
hemen hemen hiç

Anne kızlarına hemen hemen hiç bir şey söylemedi. - The mother said little to the daughters.

Anne oğullarına hemen hemen hiç bir şey söylemedi. - The mother said little to the sons.

little
{s} dar görüşlü

Ne yazık ki o bu değişiklikleri kabul etmek için biraz fazla dar görüşlüdür. - Unfortunately he's a little too narrow-minded to accept these changes.

little
ehemmiyetsiz
little
az miktar
little
Little Dipper Küçükayı takımyıldız
little
(isim) az miktar, ufak şey, az zaman
little
{s} cici
little
hemen hiç gibi
Englisch - Englisch
little
not at all; slightly
Favoriten