li̇f

listen to the pronunciation of li̇f
Türkisch - Englisch

Definition von li̇f im Türkisch Englisch wörterbuch

lif
fiber

Use the highest heat settings only when you're ironing fabrics made of natural fibers like cotton or linen. - Sadece pamuk ve keten gibi doğal liflerden yapılmış kumaşları ütülerken en yüksek ısı ayarlarını kullanın.

You need to eat more fiber. - Daha fazla lif yemen gerekir.

lif
fibre, fiber; loofah, luffa
lif
thread
lif
washcloth
lif
staple
lif
film
lif
string
lif
luffa, loofah, vegetable sponge; (any) fibrous sponge (used when washing oneself)
lif
fibroid
lif
fibre

Swiss chard is rich in vitamins, minerals, protein, and dietary fibre. - Pazı, vitaminler, mineraller, protein ve diyet lifi açısından zengindir.

These socks are made from bamboo fibre. - Bu çoraplar bambu lifinden yapılır.

lif
(Tabiat Doğa) (bitki, Fam: kabakgiller) common luffa, vegetable sponge
lif
filament
lif
fibrous
lif elastikiyeti
Fibre elongation
lif mukavemeti
Fibre tenacity

A fiber tenacity of mohair is generally between 20 and 30 cN/tex.

lif afinitesi
fiber affinity
lif biçiminde
fibriform
lif demeti
fiber bunch, fiber bundle
lif kabağı
loofah
lif kabağı
luffa
lif kabağı
loofa
lif kabağından banyo lifi
loofah
lif kabağından banyo lifi
luffa
lif kabağından banyo lifi
loofa
lif kalınlığı
fiber thickness
lif kökü
fiber root
lif lif
in fibers
lif sicim
raffia
lif ucu
fiber end
lif uzunluğu
fiber length
lif yapısı
fiber structure
eve kadar optik lif
(Bilgisayar,İnşaat) fiber to the home
lif
(Tıp) tendon
lif
hair
lifler
(Tekstil) fibres
optik lif
(Bilgisayar) optical fibre
sentetik lif
staple fibre
sentetik lif
man made fibre
sentetik lif
man-made fibre
yapay lif
(Teknik,Tekstil) artificial fiber
yapay lif
man-made fibres
lif
harl
ingiltere'de üretilen sentetik lif
synthetic fibers produced in Britain
Lif
(Tıp) sarcostyle
Lif
(Tıp) bundle
anorganik lif
mineral fibre
bitkisel lif
vegetable fibre
bitkisel lif endüstrisi
plant fiber industry
deforme olmuş lif
deformated fibre
düz lif
straight fibre
kesikli lif
staple fibre
kesiksiz lif
filament
lif
filum
lif
rhizoid
mineral lif
mineral fibre
optik lif
fiber optic , optical fiber
polinozik lif
polynosic fibre
rejenere selüloz lif
(Tekstil) regenerated cellulosic fibre
sentetik lif
chemical fibre
sentetik lif
synthetic fiber
tabii lif
(Tekstil) natural fibre
tek lif
individual fibre
vulkanize lif
vulcanized fiber
yapay lif
man-made fibre
Englisch - Englisch

Definition von li̇f im Englisch Englisch wörterbuch

lif
Laser induced fluorescence
lif
A file format for representing a light field It contains both the geometry information, as well as the pixels
lif
Life Income Fund A registered plan that shelters earnings from tax on a locked-in basis while generating income for the fund holder
lif
n: life, existence 60, 89
lif
Logical Interchange Format An HP-UX term for a standard disk format that can be used for the interchange of files among various HP computer systems
lif
Light Insertion Force, when installing a peripheral, requires light force to insert the device into it's slot/socket Installing expansion cards (PCI cards and such) require LIF in order to seat it properly
lif
The fiber by which the petioles of the date palm are bound together, from which various kinds of cordage are made
lif
Planar Laser Induced Fluorescence
lif
loss of IMA frame
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Hurma çöp
lif
Her türlü maddeyi oluşturan ince ve uzun parçalar, ipliksi yapılar
lif
Doku
lif
Tel
lif
Nebati halatın yapıldığı malzemenin en ince parçası
lif
Çok ince ve uzun parça: "Ihlamur lifleriyle tavana asılmış kış kavunları gözünün önüne geliyordu."- F. R. Atay
lif
Siirt ilinde ünlü bir kaplıca
lif
Yıkanmak için kullanılan bitki telleri demeti veya bu amaçla türlü ipliklerden yapılmış örgü
lif
Doku teli
lif
Çok ince ve uzun parça
lif kabağı
(Botanik, Bitkibilim) Kabakgiller (Cucurbitaceae) familyasından, dışı çiçekleri tek, meyveleri çok lifli olan, olgunlaştıktan sonra banyo süngeri gibi kullanılan bir bitki
lif lif
Tel tel, ince ince
Lif
(Osmanlı Dönemi) VEŞİCE
TE'LİF
(Osmanlı Dönemi) Çeşitli şeyleri birleştirip karıştırmak
TE'LİF
(Osmanlı Dönemi) Barıştırmak. Husumeti defetmek. Ülfet ve imtizac ettirmek
TE'LİF
(Osmanlı Dönemi) Noksan bir adedi bine çıkarmak.(Kâinatın te'lifinde öyle bir i'caz var ki; bütün esbab-ı tabiiyye, farz-ı muhal olarak muktedir birer fâil-i muhtar olsalar, yine kemal-i acz ile i'caza karşı secde ederek $ diyeceklerdir. M.)
TE'LİF
(Osmanlı Dönemi) Eser yazmak