kesinlikle

listen to the pronunciation of kesinlikle
Türkisch - Englisch
definitely

Tom says that Mary definitely won't accept the job. - Tom Mary'nin kesinlikle işi kabul etmeyeceğini söylüyor.

Tom should definitely go visit Mary next weekend. - Tom bir sonraki hafta sonu kesinlikle Mary'yi ziyarete gitmeli.

certainly

You can certainly swim in the lake, but there is no sense in doing so. - Gölde kesinlikle yüzebilirsin fakat öyle yapmanın anlamı yok.

If you’ve only slept for three hours, you certainly won’t do well in the exam. - Sadece üç saat uyuduysan, kesinlikle sınavda iyi yapmayacaksın.

absolutely

It is absolutely impossible to do so. - Öyle yapmak kesinlikle imkansızdır.

I looked down and had absolutely nothing to say. - Aşağı baktım ve kesinlikle söyleyecek hiçbir şeyim yoktu.

exactly

I think that's exactly what I'd do. - Sanırım o kesinlikle yapacağım şeydir.

That's exactly what Tom was afraid of. - Bu Tom'un kesinlikle korktuğu şey.

certainly, definitely, clearly, surely, absolutely, for certain, without fail; not on any account, on no account
strictly

The importation of rare wild animals to this country is strictly prohibited. - Ender vahşi hayvanların bu ülkeye ithalatı kesinlikle yasaklanmıştır.

Smoking is strictly forbidden here. - Burada sigara içmek kesinlikle yasaktır.

precisely

That's precisely why I need to meet Tom. - Tom'la tanışmak istememin nedeni kesinlikle bu.

He is precisely the man we're looking for. - O kesinlikle aradığımız adam.

for certain
definitively
you bet
doubtless
(Ticaret) upon no account
(Konuşma Dili) all right
for good
(deyim) far and away
(Politika, Siyaset) decisively
in no way
not on any account
precise

That's precisely why I need to meet Tom. - Tom'la tanışmak istememin nedeni kesinlikle bu.

He is precisely the man we're looking for. - O kesinlikle aradığımız adam.

on no account
undoubtedly
ywis
not on your life
by no means, in no way, no way, absolutely not
assuredly
sure

The weather will be good tonight for sure. - Hava bu gece kesinlikle iyi olacak.

Esperanto is surely an enormous waste of time! - Esperanto kesinlikle çok büyük bir zaman kaybı!

expressly
really

It's really hot today, isn't it? Yeah, it sure is. - Bugün gerçekten sıcak, değil mi? Evet kesinlikle sıcak.

It's not really my cup of tea. - Kesinlikle bana göre değil.

emphatically
decidedly

The atmosphere in the room was decidedly frosty. - Odadaki atmosfer kesinlikle soğuktu.

of a surety
by no means

Translation is by no means easy. - Çeviri kesinlikle kolay değil.

That politician is by no means honest. - O politikacı kesinlikle dürüst değil.

blankly
roundly
not by a fraction
very definitely, most certainly; very clearly, unequivocally, in no uncertain terms
nohow
declaredly
flatly

She flatly refused to let him in. - Onun içeri girmesine kesinlikle izin vermedi.

His secretary flatly denied leaking any confidential information. - Onun sekreteri, gizli bilgiyi sızdırmayı kesinlikle reddetti.

rightly
not in the slightest
make sure of
bloody well
bound to

Tom is bound to lose the race. - Tom kesinlikle yarışı kaybedecek.

He is bound to pass the test. - O kesinlikle sınavı geçecek.

damn well
clearly
by no manner of means
surely
easily
without question
definately
defınıtely
definatly
dogmatically
kesinlikle hayır
no way
kesinlikle (cevap olarak)
absolutely
kesinlikle katılıyorum
(Bilgisayar) agree strongly
kesinlikle yasaktır
strictly forbidden
kesinlikle anlaşmak
(deyim) see eye to eye with
kesinlikle değil
not at all
kesinlikle doğru
(deyim) on the nose
kesinlikle doğru
(deyim) on the button
kesinlikle doğru saymak
(deyim) take as gospel
kesinlikle emin olmak
(Konuşma Dili) bet one's boots on
kesinlikle ifade etmek
enunciate
kesinlikle kabul etmemek
damn
kesinlikle olamaz
(Konuşma Dili) my foot
kesinlikle olmaz
by no means
kesinlikle olmaz
no way
kesinlikle reddetme
point blank denial
kesinlikle reddetmek
refuse point blank
Türkisch - Türkisch
kesinlikle
Favoriten