I'll give you as many as you like.
- Sana istediğin kadar çok sayıda vereceğim.
He reads as many as twenty books every week.
- O her hafta yirmi kadar çok sayıda kitap okur.
Tom says he's willing to spend as much as $300 on that gizmo you're trying to sell.
- Tom onun senin satmaya çalıştığın o zımbırtıya 300 dolar kadar çok harcamaya istekli olduğunu söylüyor.
He earns three times as much as I do.
- O, benim kazandığımın üç katı kadar çok kazanıyor.
Do we really need this much food?
- Bu kadar çok yiyeceğe gerçekten ihtiyacımız var mı?
Have you ever sweated this much?
- Hiç bu kadar çok terledin mi?