kabul!

listen to the pronunciation of kabul!
Türkisch - Englisch
ditto!
Right you are
admission

He applied for admission to the riding club. - Binicilik kulübüne kabul için başvurdu.

Please tell me the requirements for admission to the college. - Koleje kabul için gerekli şeyleri anlatabilir misiniz.

assent
{i} admittance
acceptance

Tom's acceptance speech was OK. - Tom'un kabul konuşması iyiydi.

Those customs found acceptance there. - O gelenekler orada kabul görmüştür.

concession
acknowledgement
ok
approval
acceptance; assent; acquiescence; admission; reception; approval; OK, Okay!, All right!, Agreed!, Done
agreed

They agreed to work together on the project. - Projede birlikte çalışmayı kabul ettiler.

The girl's parents agreed to her request. - Kızın ebeveynleri onun ricasını kabul etti.

(Kanun) accept

They accepted him as the city's best doctor. - Onlar onu şehrin en iyi doktoru olarak kabul ettiler.

Do you accept credit cards? - Kredi kartlarını kabul ediyor musunuz?

(Bilgisayar) accepted

I accepted her invitation. - Onun davetini kabul ettim.

Your request of this matter has been accepted. - Bu konuyla ilgili rican kabul edildi.

(Kanun) acquiescing
acknowledge

His achievements were acknowledged. - Onun başarıları kabul edildi.

She acknowledged her mistake. - O, hatasını kabul etti.

acquiescence
compliance
(Ticaret) accepting

Thank you for accepting me. - Beni kabul ettiğin için teşekkür ederim.

Tom's body seems to be accepting the transplant. - Tom'un vücudu nakli kabul edecek gibi görünüyor.

all right!

All right. I'll accept your offer. - Tamam, önerinizi kabul edeceğim.

acceptance bill
well and good
okay
allowance
all well and good
adoption
agreement

We had to agree to total confidentiality and sign a non-disclosure agreement. - Toplam gizliliği kabul etmek ve bir gizlilik sözleşmesi imzalamak zorundaydık.

An agreement acceptable to all parties was finally reached. - Tüm partiler için kabul edilebilir bir anlaşmaya sonunda ulaşıldı.

permit
(Ticaret) election
avow
acceptence
enactment
acceptation
sanction
reception

Tom was given a warm reception. - Tom'a sıcak bir kabul verildi.

There were beautiful flowers on the reception desk. - Kabul masasında güzel çiçekler vardı.

accept to
acception
it's a bargain
drawing room
(Nükleer Bilimler) assumption
thumbs up

Tom gave Mary a thumbs up. - Tom Mary'yi kabul etti.

enact
acquiescense
done

It's very unlikely that the teacher will believe Tom's excuse for not having his homework done on time. - Öğretmenin ev ödevini zamanında yapmadığı için Tom'un özrünü kabul etmesi çok zayıf bir olasılıktır.

He admitted having done wrong. - O, yanlış yaptığını kabul etti.

(Hukuk) acceptance, approval, formal confirmation, admission
receiving

I also use this study for receiving guests. - Bu çalışma odasını misafirleri kabul etmek için de kullanırım.

acceptance; assent: acquiescence
{i} recognition
{i} acknowledgment
receiving (someone)
approve

I don't think Tom would approve. - Tom'un kabul edeceğini sanmıyorum.

The team approved his proposal. - Takım onun önerisini kabul etti.

I accept it./I agree./I assent
Englisch - Englisch
The capital of Afghanistan
the capital city of Afghanistan. City (pop., 1993 est.: 700,000), capital of Afghanistan. Located on the Kbul River in a valley strategically located between mountain passes, it has existed for some 3,500 years. It became the capital of the Mughal dynasty in the 16th century, and it remained under Mughal rule until 1738, when it was captured by the Iranian conqueror Ndir Shah. Kabul has been the capital of Afghanistan since 1776. When the Soviet Union invaded Afghanistan in 1979, it established a military command in Kabul. After the Soviet withdrawal in 1989, factional fighting among Afghan guerrillas continued intermittently and the city suffered widespread destruction. In 1996 the Taliban captured Kabul and imposed an austere form of Islamic rule. The city began to recover from years of violence only when the Taliban government was overthrown in 2001
{i} capital of and largest city in Afghanistan
the capital and largest city of Afghanistan; located in eastern Afghanistan
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Bir malı satın almak için kabul ettiğini bildiren sözdür. Bak: İcab
(Osmanlı Dönemi) Avcıların kemendi
Yanına, katına alma
Avcı kemendi
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma
Bir yere alınma
Rıza veya izin, akseptans
Bir şeye isteyerek veya istemeyerek razı olma: "Her mihnet kabulüm yeter ki / Gün eksilmesin penceremden."- C. S. Tarancı
Konukları veya işi olanları yanına, katına alma: "Kış yaklaştığı için Nevin'in hafta başı kabulleri hararetleniyordu."- P. Safa
Akseptans
Bir öneriyi uygun bulma, onaylama
Sunulan bir şeyi, armağanı alma
Englisch - Türkisch
{i} kâbil

Afganistan'ın başkenti Kabil'dir. - Kabul is the capital of Afghanistan.

Kabil Afganistan'ın başkentidir. - Kabul is Afghanistan's capital city.

(isim) kâbil
kabul!
Favoriten