kab

listen to the pronunciation of kab
Türkisch - Englisch
cup
fuck
pussy
arse
prick
nut

Foods rich in vitamin E include dark-green, leafy vegetables, beans, nuts and whole-grain cereals. - E vitamini bakımından zengin gıdalar koyu yeşil yapraklı sebzeler, fasulye, sert kabuklu yemişler ve tam taneli hububatları içermektedir.

Tom is allergic to nuts, but not peanuts. - Tom'un yer fıstığı hariç sert kabuklu yemişlere alerjisi vardır.

pecker
lay

Layla's nightmare was only just beginning. - Leyla'nın kabusu daha yeni başlıyordu.

Layla's nightmare was only beginning. - Leyla'nın kabusu daha yeni başlıyordu.

wank
screw
pass

She could pass for twenty. - O yirmi olarak kabul edildi.

The resolution that a new road be built was passed. - Yeni bir yol inşa edilmesi kararı kabul edildi.

el-kab
al-kab
İnşaat İmkan ve Kabiliyetleri Sözleşmesi (Deniz Kuvvetleri); İnşaat İmkan ve Kab
(Askeri) construction capabilities contract (Navy); Construction Capabilities Contract Process; construction capabilities contract program
Englisch - Englisch
Variant of cab
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Çok eski devir silâhlarından olan yayın kabzası (tutacak yeri) ile köşesi arasındaki mesafe, her "yay" da "iki kab" olan miktar
Arabacının geride yüksek bir yerde oturtuğu ingiliz at arabası
Tavla zarı
Mezopotamya'da kullanılan yaklaşık 2,187 litre değerindeki eski hacim ölçüsü
Uzaklık işareti
KAB'
(Osmanlı Dönemi) Nefesi tutulmak
KAB'
(Osmanlı Dönemi) Atın burnu içinden çıkan hırıltı
KAB'
(Osmanlı Dönemi) Seyahat edip gezmek
A'KAB
(Osmanlı Dönemi) (Akab. C.) Bir şeyin hemen sonrası
Mİ'KAB
(Osmanlı Dönemi) Kızdan sonra oğlan doğuran kadın. Bir oğlan sonra bir kız doğuran
İSTİ'KAB
(Osmanlı Dönemi) Birisinin kusurlarını, ayıplarını arraştırmak
Englisch - Türkisch

Definition von kab im Englisch Türkisch wörterbuch

balls up İİ, kab, arg
içine sıçmak
kab
Favoriten