Stability has been elusive.
- İstikrar zor bulunur.
Sami wanted stability.
- Sami istikrar istiyordu.
The nation's trade balance improved last year as exports were strong, while imports remained steady.
- İhracaatlar güçlüyken, ithalatlar istikrarlı kalırken ülkenin ticaret dengesi geçen yıl gelişti.
You've got to get a steady job.
- İstikrarlı bir iş bulmak zorundasın.
Tom kararlılıktan yoksun.
- Tom istikrardan mahrum.
Kararlılıkla her şeyi başarırız.
- İstikrarla her şeye muvaffak oluruz.