O, bana fotoğrafını gizlice gösterdi.
- He secretly showed me her photograph.
O, bana fotoğrafını gizlice gösterdi.
- He secretly showed me her photo.
Başka birinin karısına içten içe âşık oldum.
- I'm secretly in love with someone else's wife.
Tom Mary'ye içten içe âşık.
- Tom is secretly in love with Mary.
Gezisine gizlice devam etmek zorunda kaldı.
- He had to continue his trip in secret.
Yabancılar gizlice Dünya'nın ilerlemesini kontrol etti.
- Aliens controlled Earth's progress in secret.
Sami ve Leyla gizli olarak buluşmaya başladılar.
- Sami and Layla started meeting in secret.
Sanırım Tom ve Mary gizlice evlendiler.
- I think Tom and Mary are secretly married.
O, bana fotoğrafını gizlice gösterdi.
- He secretly showed me her photo.