gizlice

listen to the pronunciation of gizlice
Türkisch - Englisch
secretly

He secretly showed me her photograph. - O, bana fotoğrafını gizlice gösterdi.

I think Tom and Mary are secretly married. - Sanırım Tom ve Mary gizlice evlendiler.

confidentially
secretely
behind one's back
stealthily

Later, they were murdered stealthily. - Daha sonra, onlar gizlice öldürüldüler.

sneakily
behind the scenes

The details of the agreement were worked out behind the scenes. - Anlaşmanın ayrıntıları gizlice ayarlandı.

secretively
secretly, in secret
on the sly
by stealth
secretly, surreptitiously, on the quiet, under the rose, in secret, on the sly
clandestinely
underground
by devious means
under the rose
in secret

Tom and Mary got married in secret. - Tom ve Mary gizlice evlendi.

Aliens controlled Earth's progress in secret. - Yabancılar gizlice Dünya'nın ilerlemesini kontrol etti.

in privacy
on the quiet

Tom and Mary wanted to get married on the quiet to avoid all the hullabaloo. - Tom ve Mary tüm yaygarayı önlemek için gizlice evlenmek istiyordu.

in private

Tom told me about it in private. - Tom bana ondan gizlice bahsetti.

furtively
surreptitiously
cryptically
stealthy
at the back door
subrosa
in camera
behind the scene
underhand
covertly
slyly
latently
sub rosa

Let's keep this conversation sub rosa. - Bu sohbete gizlice devam edelim.

under the counter
privily
qt
gizlice sokulmak
stalk
gizlice koymak
steal
gizlice yürümek
slink
gizlice sevişmek
intrigue
gizlice bakma
observation
gizlice bakmak
observe
gizlice dinleme
(Kanun) eavesdropping
gizlice dinlemek
overhear

I couldn't help but overhear your conversation. - Konuşmanı gizlice dinlemekten kendimi alamadım.

gizlice dinlemek
(deyim) eavesdrop on
gizlice girmek
penetrate
gizlice gitmek
skulk
gizlice götürülmüş
spirited
gizlice işbirliği yapmak
connive
gizlice kaçmak
abscond
gizlice kaçıp gitmek
abscond
gizlice kaçırmak
spirit
gizlice sokularak
sneaking
gizlice sokulma
(Politika, Siyaset) infiltration
gizlice takip etmek
shadow
gizlice yaklaşmak
sneak up
gizlice yaklaşmak
sneak up on
gizlice yapılan
surreptitious
gizlice zarar veren
insidious
gizlice çıkmak
sneak
gizlice sokulma
stalk
gizlice anlaşmak
conspire
gizlice anlaşmak
collude
gizlice aramak
snoop
gizlice araştırmak
poke and pry
gizlice bakmak
peep at
gizlice bakmak
to peek, to peep
gizlice bırakıverme
keek
gizlice bırakıvermek
keek
gizlice dinlemek
eavesdrop
gizlice dinlemek
spy upon
gizlice dinlemek
spy on
gizlice dinlemek
spy on smb
gizlice dinleyen (telefon vb)
wire-tapper
gizlice dinleyen kimse
eavesdropper
gizlice düzenlemek
stage manage
gizlice ev işlerine yardım eden peri
brownie
gizlice girmek
infiltrate
gizlice girmek
sneak
gizlice girmek
to sneak in/on/into/onto
gizlice görüşmek
go into a huddle
gizlice götürmek
spirit away
gizlice götürmek
spirit off
gizlice gözetlemek
spy
gizlice gözetlemek
spy on somebody
gizlice gözetlemek
spy on smb
gizlice hazırlamak
hatch
gizlice içki satılan yer
speakeasy

The police raided the speakeasy. - Polisler gizlice içki satılan yeri bastı.

gizlice kameraya almak
secretly videotape
gizlice kameraya alınmış
secretly videotaped
gizlice koymak
steal into
gizlice ortadan kaldırmak
spirit away
gizlice ortadan kaldırmak
spirit off
gizlice seyretmek
spy on
gizlice seyretmek
spy upon
gizlice sokmak
sneak on
gizlice sokmak
(mektup vb.) smuggle
gizlice sokmak
sneak in
gizlice sokmak
sneak into
gizlice sokmak
sneak onto
gizlice sokulmak
steal into
gizlice söylenmiş
auricular
gizlice takip etmek
to shadow
gizlice uyarmak
tip smb. the wink
gizlice uzaklaşmak
skulk away
gizlice vermek
slip smb. smth
gizlice vermek
slip somebody something
gizlice yaklaşma
sheathed stalk
gizlice yaklaşmak
cat foot
gizlice yapmak
sneak
gizlice yönetmek
pull strings
gizlice çekilen fotoğraf
candid shot
gizlice çıkarmak
sneak out of
gizlice çıkarmak
smuggle
gizlice çıkarmak
sneak off
gizlice çıkmak
to sneak off/out of
gizli olarak, gizlice
as confidential, secret
bilgisayar sistemine gizlice giren kişi
hacker
gizlice dinle
eavesdrop

I wasn't eavesdropping. - Ben gizlice dinlemiyordum.

I saw Tom outside your door, eavesdropping. - Tom'u kapınızın dışında gizlice dinlerken gördüm.

alacaklıdan gece gizlice kaçan borçlu
fly by night
evden gizlice çıkmak
sneak out the house
sevgilisi ile gizlice kaçan
eloper
sevgilisi ile gizlice kaçmak
eloping
sözleşmeye gizlice eklenen madde
joker
çıkarı için gizlice hareket etmek
play cards close to one's chest
çıkarı için gizlice hareket etmek
play close to one's chest
Türkisch - Türkisch
Kimseye göstermeden, kimseye belli etmeksizin, gizli olarak: "Gizlice muhalefete kalktı mı, dikkat etmeliyiz."- O. S. Orhon
Kimseye göstermeden, kimseye belli etmeksizin, gizli olarak
uğrun
gizlice
Favoriten