Onunla gidemediğim için üzgünüm.
- I am sorry that I could not go with her.
Seni rahatsız ettiğim için üzgünüm.
- I am sorry to trouble you.
Onu işittiğime üzüldüm.
- I am sorry to hear that.
Üzgünüm, seni seviyorum.
- I'm sorry, I love you.
Geç kaldığım için üzgünüm.
- I'm sorry to be late.
Affedersiniz fakat söylediğinizi anlamadım.
- I'm sorry, but I didn't catch what you said.
Affedersiniz ama bu video artık mevcut değil.
- I'm sorry, but it's no longer available.
... ELON MUSK: No, sorry to be a bit late. ...
... DAVID BECKHAM: I mean, sorry. ...