havlama

listen to the pronunciation of havlama
Türkisch - Englisch
bark

I gave the dog a bone, stopping its barking. - Köpeğe bir kemik verdim, havlaması durdu.

She heard a dog barking in the distance. - O, uzakta bir köpek havlaması duydu.

barking

The dog kept barking at me at the gate and kept me from coming in. - Köpek bana kapıda havlamayı sürdürdü ve içeri girmemi engelledi.

I gave the dog a bone, stopping its barking. - Köpeğe bir kemik verdim, havlaması durdu.

yap
bay
yelp
yip
yawp
havlamak
bark

This dog is conditioned to bark at strangers. - Bu köpek yabancılara havlamak için eğitilir.

This dog is trained to bark at strangers. - Bu köpek yabancılara havlamak için eğitiliyor.

havlamak
howl
havlamak
yelp
havlamak
yap
havlamak
woof
havlamak
bay
havla
yap away
havla
make barking sounds
havla
{f} yap
havla
{f} bark

Barking dogs seldom bite. - Havlayan köpek ısırmaz.

Barking dogs don't bite. - Havlayan köpek ısırmaz.

havla
made barking sounds
havlamak
to bark, to bay, to woof
havlamak
to bark, woof, or bay
havlamak
give mouth
havla
barking
acı acı havlama
yap
acıyla havlama
yelp
acıyla havlama
yip
havla
yip
havla
yelp
havlamak
yip
havlamak
yawp
kesik ve tiz bir havlama
yip
Türkisch - Türkisch
Havlamak işi
(Osmanlı Dönemi) NÜBAH
havlamak
Köpek bağırmak, ürümek: "Ardından yüz köpek havlamayan kurt, kurt değildir."- Atasözü
Havlamak
ürümek
havlamak
Bağırmak, ürümek
havlama
Favoriten