hararet

listen to the pronunciation of hararet
Türkisch - Englisch
heat

There was a heated argument as to who should be appointed chairman. - Kimin başkan olarak seçilmesi gerektiğine dair hararetli bir tartışma vardı.

After a heated discussion, a compromise was adopted. Smokers will be allowed to smoke in the smoking corner. - Hararetli bir tartışmadan sonra,uzlaşma sağlandı.Sigara içme köşesinde sigara içenlerin sigara içmesine izin verilecek.

overheating
heat; fever, temperature; thirst; ardour, fervour, exaltation
intenseness
thirst
swelter
fever, temperature, feverishness
fervency, fervidness, vehemence, zeal, ardor
heat, warmth
warmth
feverishness
fervor
temperature
caloric
fervour [Brit.]
flush
fever
fervency
hotness
fever heat
glow
febrility
feverish
zeal
fire
fervent
{i} fervour
hararet basmak
1. to feel very thirsty. 2. to feel feverish
hararet kesmek/söndürmek
to quench one's thirst
hararet sonucu renklenme
discoloration
hararet söndürmek
to quench (one's) thirst
hararet vermek
to make (someone) thirsty
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Sıcaklık
Coşkunluk, ateşlilik
Isı
Susama, susuzluk
(Osmanlı Dönemi) HURKA
(Osmanlı Dönemi) TAB
hararet
Favoriten