gündelik

listen to the pronunciation of gündelik
Türkisch - Englisch
daily
casual

It was a casual meeting. - O bir gündelik toplantıydı.

Tom is in casual clothes. - Tom gündelik elbiselerinin içinde.

everyday

Confrontations are part of Fadil's everyday life. - Meydan okumalar Fadıl'ın gündelik hayatının bir parçasıdır.

Because it is politics that has caused this war, making the war our everyday reality. - Savaşı gündelik gerçeklik yaparak, bu savaşa sebep olan politik görüştür.

per diem
casually

Tom was dressed casually. - Tom gündelik giyinmişti.

These days everyone watches television casually. - Bugünlerde herkes gündelik olarak televizyon izler.

workaday
daily wage, daily fee
ready
quotidian
daily fee
day to day money
daily, everyday; daily wages
leisure
daily, everyday, day-to-day
ephemeral
wages
informal
daily wages
daily pay
daily wage
day's wage
gündelik giysi
casual

Tom was dressed in casual clothing. - Tom gündelik giysiler giyinmişti.

gündelik ücret
daily wage
gündelik yaşam
Everyday life
gündelik ayakkabı
casual
gündelik elbise
lounge suit
gündelik elbise
undress
gündelik ev işi
char
gündelik gazete
daily, daily newspaper
gündelik giysi
leisure wear
gündelik giysi
casual wear
gündelik
timework
gündelik yazı işleri
(gazete) hackwork
gündelik çalışma
day's work, day labor
gündelik ücret
daily wage, daily fee
Türkisch - Türkisch
Her günkü, yevmî
Her günkü, yevmi: "Her evde olduğu gibi, gündelik yaşantısı boyunca kimse bunları fark etmezdi."- A. İlhan
Gün hesabıyla veya her gün ödenen para, yevmiye: "Hayat pahalılığı arttıkça işçi gündeliklerine yeni zam istekleri gelecek."- F. R. Atay
Her gün yayımlanan, her gün çıkan
Her gün yayımlanan, her gün çıkan: "Birkaç ay sonra Türkiye'de ilk gündelik spor gazetesini çıkarıyordu."- H. Taner
Gün hesabıyla veya her gün ödenen para, yevmiye
gündelik
Favoriten