güç belâ

listen to the pronunciation of güç belâ
Türkisch - Englisch
scarcely

Scarcely had I reached home before the telephone rang. - Telefon çalmadan önce güç bela eve varmıştım.

hardly

I had hardly reached the school when the bell rang. - Güç bela okula varmıştım ki zil çaldı.

Tom hardly said a word all day. - Tom bütün gün güç bela bir söz söyledi.

scarcely, with great difficulty
with great difficulty
narrowly

Tom narrowly escaped being hit. - Tom çarpılmaktan güç bela kaçtı.

Tom narrowly escaped death. - Tom güç bela ölümden kaçtı.

just
güç belâ atlatmak
(sınav) scrape through
güç belâ olan
hard pressed
güçbela
hardly
güçbela
just

Who am I? I am a poet. What do I do? I write. How do I live? I just live. - Ben kimim? Ben bir şairim. Ne yapıyorum? Yazıyorum. Nasıl yaşıyorum? Güçbela yaşıyorum.

güçbela
with the greatest difficulty
güçbela
with great difficulty
güçbelâ
barely

I barely made it on time. - Bunu güçbela zamanında yaptım.

Türkisch - Türkisch
Zorlukla, güçlük çekerek