görülebilir

listen to the pronunciation of görülebilir
Türkisch - Englisch
can be seen

The tower can be seen from here. - Kule buradan görülebilir.

Only a few sailors can be seen. - Sadece birkaç denizci görülebilir.

discernible
distinguished
distinguishable
visible

That star is visible to the naked eye. - O yıldız çıplak gözle görülebilir.

The human eye is blind to nearly the entire electromagnetic spectrum, except for the very narrow range of light that falls in what we call the visible range. - İnsan gözü görülebilir aralık dediğimiz çok dar ışık aralığı hariç neredeyse tüm elektromanyetik spektrum için kördür,

visual
apparent
seeable
noticeable
perceptible
discern
observable
gözle görülebilir
visible
gözle görülebilir
macroscopic
gör
saw

I saw her somewhere two years ago. - Onu ben iki yıl önce bir yerde gördüm.

They saw a strange animal there. - Onlar orada garip bir hayvan gördü.

gör
{f} seen

I turned off the TV because I had seen the movie before. - Filmi daha önce gördüğüm için televizyonu kapattım.

I have not seen him lately. - Son zamanlarda onu görmedim

gör
catch sight of

He happened to catch sight of a rare butterfly. - Tesadüfen nadir bir kelebeği gördü.

gör
{f} sight

The sight of fresh lobster gave me an appetite. - Taze ıstakozun görünüşü iştahımı açtı.

I was much frightened at the sight. - Ben görünce çok korktum.

gör
{f} viewing

Image Viewer is an image viewing software. This software is a very small program. This software has basic functions only. This is translatable by Tatoeba Project users. - Image Viewer bir resim görüntüleme yazılımıdır. Bu yazılım çok küçük bir programdır. Bu yazılımda sadece basit fonksiyonlar var. Bu, Tatoeba Project kullanıcıları tarafından çevrilebilir.

gör
{f} sighted
gör
see

Love is seeing her in your dreams. - Aşk onu rüyalarında görmektir.

Mary decided never to see him any more. - Mary artık onu asla görmemeye karar verdi.

gör
{f} seeing

The boy, upon seeing a butterfly, proceeded to run after it, provoking the anger of his mother, who had ordered him to stay quiet while she gossiped with the lady next door. - Çocuk kelebeği gördüğünde, onu kovalamaya girişti, bitişikteki bayanla sohbet ederken ona sessiz kalmasını söyleyen annesini kızdırdı.

I'm looking forward to seeing you this April. - Bu nisanda seni görmeye can atıyorum.

gör
{f} view

Their view of life may appear strange. - Onları hayat görüşü acayip görünebilir.

The view of the Earth from the Moon is one of the iconic images of the 20th century. - Dünya'nın Ay'dan görüntüsü, 20. yüzyılın ikonik resimlerinden birisidir.

mazur görülebilir
pardonable
mazur görülebilir
excusable
mazur görülebilir
justifiable
Deutsch - Türkisch

Definition von görülebilir im Deutsch Türkisch wörterbuch

Gör
yumurcak, afacan (kiz)
Gör
(-e/) n l. kücük cocuk
Schwedisch - Türkisch

Definition von görülebilir im Schwedisch Türkisch wörterbuch

Gör
hazırlayın
Gör
olun
Gör
yapın
Gör
yapık
gör
yapıyor
gör
kılan
görülebilir
Favoriten