emanet

listen to the pronunciation of emanet
Türkisch - Englisch
deposit

Where's your safety deposit key? - Emanet anahtarın nerede?

I gave him a deposit and then he disappeared. - Ona bir emanet verdim ve sonra o ortadan kayboldu.

trust

Tom doesn't trust Mary with his children. - Tom çocuklarını Mary'ye emanet etmiyor.

Tom doesn't trust Mary with his car. - Tom arabasını Mary'ye emanet etmiyor.

(Ticaret) on sale or return
leftluggage office
cloak-room
safety deposit

Where's your safety deposit key? - Emanet anahtarın nerede?

I can't find my safety deposit key. - Benim emanet anahtarını bulamıyorum.

baggage room
(Ticaret) bailment
(Ticaret) entrust

I entrusted my wife with the family finances. - Aile bütçesini karıma emanet ettim.

She entrusted the care of her child to her aunt. - O, çocuğunun bakımını halasına emanet etti.

checkroom
vestry
left-luggage office
fiduciary
(Ticaret) consignment
custodial
entrusted to (someone's safekeeping)
person or thing entrusted to another's safekeeping, a trust
luggage locker
trust, deposit; left-luggage office, baggage room
consignation
security
emanet etmek
commit
emanet etmek
commend
emanet etmek
trust
emanet etmek
entrust
emanet etmek
commend to
emanet etmek
entrustment
emanet fonu
(Askeri) trust fund
emanet
(İnşaat) force account
emanet bırakan kimse
a trust anyone
emanet dolabı
safety cabinet
emanet etme
deposition
emanet vermek, bırakmak
to trust, to leave
emanet bankası
(Ticaret) custodian bank
emanet bürosu
checkroom
emanet bırakmak/vermek
1. to deposit (something) with (someone) (for safekeeping). 2. to check (luggage)
emanet eden kimse
depositor
emanet edilmiş
commended
emanet etmek
bail
emanet etmek
consign
emanet etmek
to entrust (someone, something) to, put (someone, something) in the care of
emanet etmek
resign
emanet etmek
to commend, to confide, to entrust, to consign
emanet etmek
trust smb. with smth
emanet etmek
confide
emanet etmek
deposit
emanet eşya bürosu
check room
emanet hesabı
deposit account
emanet kasası
safe deposit box
emanet mal hesabı
(Ticaret) consignment account
emanet nerede
Where are the luggage lockers
emanet ofisi
unclaimed luggage office
emanet olarak
in deposit
emanet parayı yiyen kimse
defaulter
emanet parayı çalmak
defalcate
emanet stok
(Askeri) claimant stock
emanet sözleşmesi
(Kanun) contract of mandate
emanet veren kişi
(Ticaret) bailer
emanet yeri
(Ticaret) lodgement office
emanet şirketi
(Ticaret) safe deposit company
kutsal emanet
relic
emanet etmek
trust with
Allaha emanet etmek
Leave the rest to God (said after sending off someone one has nurtured or a work one has prepared)
allaha emanet ol
Be in the palm of Allah!
allaha emanet ol
Goodbye
allaha emanet ol
Good-bye! (said by one who is leaving)
Allaha emanet
May God protect him
Allaha emanet etmek
to leave the rest to God (said after sending off someone one has nurtured or a work one has prepared)
Allaha emanet olun.
Good-bye (said by one who is leaving)
bazı değerli eşyalarımı emanet kasasına koymak istiyorum
I would like to put some valuables in the safe deposit box
emanet etmek
custody
kediye ciğer emanet etmek
set the fox to keep the geese
kutsal emanet odası
feretory
kutsal emanet sandığı
feretory
Türkisch - Türkisch
(Osmanlı Dönemi) Eminlik. İstikamet üzere bulunmak
(Osmanlı Dönemi) Başkasının hukuku emniyet edilip, inanılabilen
(Osmanlı Dönemi) Birisine koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için teslim edilen şey. Birisine bir şeyi koruması için bırakma. Emniyet edilip inanılan şey
(Osmanlı Dönemi) Osmanlılar Devrinde bazı devlet dairelerine verilen isim. Şehr emâneti, Rusumat emâneti gibi...(Dinimiz, emaneti ehline bırakmamızı emreder. İdare makamları da birer emanettir. Hz. Ömer (R.A.) halifelik makamına getirilince şöyle demiştir: "Ey insanlar! Ben A
Eşyanın emanet olarak bırakıldığı yer
Osmanlı devletinde bazı resmi dairelerin adı
Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia: "Emaneti olanlar burada her vakit bunlarla ilgilenecek bir çırak bulurlar."- S. Birsel
Korunmak için bir yere bırakılan eşya
Birine geçici olarak bırakılan ve teslim alınan kişice korunması gereken eşya, kimse vb., inam, vedia
Bazı devlet dairelerine verilen ad
Can, ruh
Eskiden bazı devlet dairelerine verilen ad
Bir kimse ile birine gönderilen şey
(Osmanlı Dönemi) eminlik, istikâmet üzere bulunmak, birisine koruması için verilen şey, birisine koruması için bir şey vermek
vedia
inam
(Osmanlı Dönemi) VEDİA
emanet dolabı
Emanetçinin aldığı para veya eşyayı sakladığı mobilya
emanet etmek
Bir şeyi veya bir kimseyi birine veya bir yere korumak için bırakmak
EMN Ü EMÂNET
(Osmanlı Dönemi) Emniyet ve eminlik
allaha emanet ol
hoşçakal
allaha emanet ol
allahaısmarladık
emanet
Favoriten