devam ettirmek

listen to the pronunciation of devam ettirmek
Türkisch - Englisch
continue
maintain
sustain
keep up
retain
prolong
keep going
uphold
carry on
keep smth. going
to continue, to maintain, to keep up, to sustain, to perpetuate
keep

I'll do whatever it takes to keep my children in school. - Çocuklarımı okula devam ettirmek için ne gerekiyorsa yapacağım.

It's difficult to keep traditions in different contexts. - Gelenekleri farklı bağlamlarda devam ettirmek zordur.

wage
extend
perpetuate
preserve
support
{f} keep the ball rolling
carryon
devam et
go on

Please go on with your story. - Lütfen hikayene devam et.

My father would not permit me to go on to college. - Babam üniversiteye devam etmeme izin vermezdi.

devam et
keep it up

You are doing very well. Keep it up. - Çok iyi yapıyorsun. Devam et.

devam et
{f} go ahead

If you have something to say, go ahead and say it. - Söyleyecek bir şeyin varsa devam et ve söyle.

By all means. Go ahead. - Kesinlikle. Devam et.

devam et
go ahead!

If you've got something to say, go ahead and say it. - Söyleyecek bir şeyin varsa devam et ve söyle.

By all means. Go ahead. - Kesinlikle. Devam et.

devam et
(Bilgisayar) resume

Tom resumed clearing the table. - Tom masayı temizlemeye devam etti.

He resumed his work after a short break. - Kısa bir moladan sonra işine kaldığı yerden devam etti.

devam et
(Bilgisayar) continue

Tom continued to study French for another three years. - Tom üç yıl daha Fransızca çalışmaya devam etti.

The Cold War continued. - Soğuk Savaş devam etti.

devam et
right on

Tom just kept right on talking. - Tom hemen konuşmaya devam etti.

devam et
(Bilgisayar) continue anyway
devam ettirme
prolongation
devam et
kept going
devam et
kept on

He deliberately kept on provoking a confrontation. - O, kasıtlı olarak bir çatışmayı provoke etmeye devam etti.

Bill kept on crying for hours. - Bill saatlerce ağlamaya devam etti.

devam et
{f} continued

Tom continued to study French for another three years. - Tom üç yıl daha Fransızca çalışmaya devam etti.

The Cold War continued. - Soğuk Savaş devam etti.

devam et
keep on

Please keep on working even when I'm not here. - Burada olmadığım zaman bile lütfen çalışmaya devam et.

It's useless to keep on thinking any more. - Artık düşünmeye devam etmek işe yaramaz.

devam et
{f} ongoing
devam et
keep going

We gave the first step, now we just have to keep going. - Biz ilk adımı attık, şimdi sadece devam etmek zorundayız.

Stay cool and keep going. - Sakin ol ve gitmeye devam et.

devam et
{f} attending

Saturday is the pottery class I've been attending since last year. - Cumartesi geçen yıldan beri devam ettiğim çömlekçilik dersidir.

Poverty prevented him from attending school. - Yoksulluk onun okula devam etmesini engelledi.

devam et
{f} continuing

Tom paused for a moment before continuing with the story. - Hikayeye devam etmeden önce Tom bir an durdu.

I see no point in continuing this conversation. - Bu konuşmaya devam etmenin amacı olmadığını anlıyorum.

devam et
soldier on
devam et
get on with it
devam et
soldieron
devam et
soldier#on
devam ettirme
maintenance
Türkisch - Türkisch

Definition von devam ettirmek im Türkisch Türkisch wörterbuch

devam ettirme
(Osmanlı Dönemi) idâme
devam ettirmek
Favoriten