devam et

listen to the pronunciation of devam et
Türkisch - Englisch
go on

My father would not permit me to go on to college. - Babam üniversiteye devam etmeme izin vermezdi.

In this world, it's difficult to go on behaving like a human being. - Bu dünyada insan gibi davranmaya devam etmek zordur.

go ahead!

You should go ahead and do it, just like you said you would. - Devam etmelisin ve onu yapmalısın, tam yapacağını söylediğin gibi.

If you've got something to say, go ahead and say it. - Söyleyecek bir şeyin varsa devam et ve söyle.

{f} go ahead

If you've got something to say, go ahead and say it. - Söyleyecek bir şeyin varsa devam et ve söyle.

Go ahead and unwrap your gift. - Devam et ve hediye paketini aç.

keep it up

You are doing very well. Keep it up. - Çok iyi yapıyorsun. Devam et.

(Bilgisayar) continue

The Cold War continued. - Soğuk Savaş devam etti.

Not only has eating with your fingers continued throughout the centuries, but some scholars believe that it may become popular again. - Parmaklarınızla yemek yemek sadece yüzyıllar boyu devam etmekle kalmadı, aynı zamanda bazı alimler onun tekrar popüler olabileceğine inanıyorlar.

(Bilgisayar) continue anyway
right on

Tom just kept right on talking. - Tom hemen konuşmaya devam etti.

(Bilgisayar) resume

Tom resumed speaking. - Tom konuşmaya devam etti.

When the excitement died down, the discussion resumed. - Heyecan azalınca,tartışma devam etti.

soldier on
{f} ongoing
keep on

It's useless to keep on thinking any more. - Artık düşünmeye devam etmek işe yaramaz.

Please keep on working even when I'm not here. - Burada olmadığım zaman bile lütfen çalışmaya devam et.

{f} attending

I really liked attending to that school. Every day, Gustavo would bring the guitar for us to play and sing during the break. - Gerçekten o okula devam etmeyi sevdim. Gustavo bize mola sırasında oynamak ve şarkı söylemek için her gün gitar getirirdi.

Saturday is the pottery class I've been attending since last year. - Cumartesi geçen yıldan beri devam ettiğim çömlekçilik dersidir.

kept on

He deliberately kept on provoking a confrontation. - O, kasıtlı olarak bir çatışmayı provoke etmeye devam etti.

Ken kept on singing that song. - Ken o şarkıyı söylemeye devam etti.

kept going
{f} continued

Tom continued to study French for another three years. - Tom üç yıl daha Fransızca çalışmaya devam etti.

Corporate bankruptcies continued at a high level last month. - Şirket iflasları geçen ay yüksek bir düzeyde devam etti.

keep going

Stay cool and keep going. - Sakin ol ve gitmeye devam et.

We have to keep going. - Gitmeye devam etmek zorundayız.

{f} continuing

Tom paused for a moment before continuing with the story. - Hikayeye devam etmeden önce Tom bir an durdu.

Tom said investigations were continuing. - Tom soruşturmaların devam ettiğini söyledi.

get on with it
soldier#on
soldieron
devam et
Favoriten