deneyimsiz

listen to the pronunciation of deneyimsiz
Türkisch - Englisch
inexperienced

We're all inexperienced. - Biz hepimiz deneyimsiziz.

Tom is young and inexperienced. - Tom genç ve deneyimsiz.

callow
untrained
layman
fresh-water
green
ingenuous
(deyim) wet behind the ears
half-baked
unfledged
unskilled
raw
unpracticed
unpractised
illiterate
unsophisticated

I think Tom's unsophisticated. - Sanırım Tom deneyimsiz.

Do you think Tom is unsophisticated? - Tom'un deneyimsiz olduğunu düşünüyor musun?

inexperienced, unskilled, raw, green
inexpert
fresh
tyro
tender
child
ınexperienced
unversed
prentice
half baked
deneyim
experience

He is young, but experienced. - O genç ama deneyimli.

Canada is a good place to go if it's your first experience living abroad. - Eğer yurt dışında ilk yaşama deneyiminse, Kanada gidilecek iyi bir yerdir.

deneyimsiz işçi
(Ticaret) unskilled laborer
deneyimsiz işçi
dilutee
deneyimsiz işçi
(Ticaret) threshold worker
deneyimsiz işçi
raw hand
deneyimsiz olarak
illiterately
deneyim
(Askeri,Felsefe) experiment

Our experiment went wrong last week. - Geçen hafta deneyimiz kötü geçti.

People could have avoided many mistakes by simple experiments. - İnsanlar basit deneyimlerle birçok hatadan kaçınabilirlerdi.

deneyim
practice
deneyim
experimenting

Tom likes experimenting. - Tom deneyimi seviyor.

deneyim
human experimentation
deneyim
tentative
deneyim
experiencing
deneyim
experimentation
deneyim
1.experience
Türkisch - Türkisch
Deneyimi olmayan, tecrübesiz
deneyim
Tecrübe

Ben bunun en iyi yol olduğunu tecrübe ile öğrendim. - Ben bunun en iyi yol olduğunu deneyimle öğrendim.

deneyimsiz
Favoriten