denenmemiş

listen to the pronunciation of denenmemiş
Türkisch - Englisch
untried
unattempted
naif
unpractised
untested
unpracticed
naive
dene
{f} experienced

I am not experienced in driving. - Ben araba sürmede deneyimli değilim.

There is an urgent need for experienced pilots. - Deneyimli pilotlara acil bir ihtiyaç vardır.

dene
(Bilgisayar) try it
dene
{f} experience

According to my experience, it takes one year to master French grammar. - Benim deneyimlerime göre, Fransızca dil bilgisini öğrenmek bir yıl alır.

He is young, but experienced. - O genç ama deneyimli.

dene
{f} try

Why don't you give tennis a try? - Niçin tenisi denemiyorsun?

Older people are often afraid of trying new things. - Yaşlı insanlar sık sık yeni şeyleri denemekten korkarlar.

dene
assay
dene
{f} trying

It is no use trying again. - Tekrar denemenin faydası yok.

Tom spent a lot of time trying to learn how to play the French horn. - Tom Fransız kornosunu çalmayı öğrenmeyi denemek için çok zaman harcadı.

dene
{f} experiencing
dene
try out

He couldn't wait to try out his new surfboard. - Yeni sörf tahtasını denemek için sabırsızlanıyordu.

I'd like to try out this new model before I buy it. - Bu yeni modeli satın almadan önce denemek istiyorum.

dene
{f} tried

He tried out that new machine. - O, o yeni makineyi denedi.

He tried solving the problem. - Problemi çözmeyi denedi.

dene
{f} sample

Sami tried a few samples, but he didn't buy. - Sami birkaç örnek denedi ama satın almadı.

Türkisch - Türkisch

Definition von denenmemiş im Türkisch Türkisch wörterbuch

dene
Buğday
Englisch - Türkisch

Definition von denenmemiş im Englisch Türkisch wörterbuch

dene
deniz kıyısındaki kumlu yol
dene
{i} korulu derin vadi
dene
{i} kum tepeciği
dene
{i} kumlu sahil yolu
dene
deniz kenarında bulunan kumlu yol veya tepe
denenmemiş
Favoriten