brunnen

listen to the pronunciation of brunnen
Englisch - Türkisch

Definition von brunnen im Englisch Türkisch wörterbuch

fountain
{i} çeşme

İstasyonun önünde bir çeşme var. - There's a fountain in front of the station.

İstasyonun önünde bir çeşme vardır. - There is a fountain in front of the station.

fountain
{i} kaynak
fountain
{i} pınar

Şimdi çocuk zaten pınara düştü. - Now the child has already fallen in the fountain.

fountain
{i} memba
fountain
{i} fıskıye
fountain
drinking fountain içmek için suyu yukarıya fışkırtan çeşme
fountain
kaynak/fıskiye
fountain
fountainhead pınar başı
fountain
dolmakalem

Dolmakalemle yazmayı severim. - I like writing with a fountain pen.

Güzel bir altın dolmakalemim var. - I have a nice golden fountain pen.

well
hokka
well
haklı olarak
fountain
fıskiye
fountain
asıl
fountain
köken
well
{ü} öyleyse

Peki, öyleyse, yapmamı istiyorsan onu yaparım. - Well, then, if you want me to I'll do it.

Pekala, bunu sen yapmadıysan, öyleyse kim yaptı? - Well, if you didn't do it, then who did?

well
iyice

Almadan önce arabayı iyice incelemelisin. - You should inspect the car well before you buy it.

Teslimattan önce tüm kutuların iyice mühürlenmiş olduğundan emin olun. - Make sure all the boxes are well sealed before they're delivered.