çeşme

listen to the pronunciation of çeşme
Türkisch - Englisch
fountain

Tom stopped at the water fountain to get a drink. - Tom su içmek için bir çeşmede durdu.

There is a fountain in front of the station. - İstasyonun önünde bir çeşme vardır.

well
drinking fountain

There's a drinking fountain by the tennis court. - Tenis kortu yanında bir çeşme var.

tap

Generally, mineral water is more expensive than tap water. - Genellikle maden suyu çeşme suyundan pahalıdır.

I'm not used to drinking water from the tap. - Çeşmeden su içmeye alışık değilim.

drinking fountain, fountain
çeşme başı the area around
a fountain
çeşme zıvanası
the fountain bush
çeşmeye gitse çeşme kuruyacak
(Konuşma Dili) He is a very unlucky person
iki gözü iki çeşme
crying one's eyes out, crying one's heart out
iki gözü iki çeşme
drowned in tears
iki gözü iki çeşme
in tears
iki gözü iki çeşme ağlamak
to cry one's eyes out, to cry one's heart out
iki gözü iki çeşme ağlamak
cry one's eyes out
kuru çeşme
dry fountain
Türkisch - Türkisch
Çoğunlukla herkesin yararlanması için yapılan, borularla gelen suyun bir oluktan veya musluktan aktığı, yalaklı su hazinesi veya yapısı
pınar
(Osmanlı Dönemi) HAV'EB
pahar
bulak
buğar
sukaç
kuru çeşme
Suyu çekilmiş çeşme
çeşme
Favoriten