In retrospect, maybe I shouldn't have posted that photo in my blog.
- Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.
Maybe this world is another planet's Hell.
- Belki bu dünya başka bir gezegenin cehennemi.
Perhaps it will rain in the afternoon.
- Belki öğleden sonra yağmur yağacak.
It will rain perhaps tomorrow.
- Yarın belki yağmur yağacak.
I can't possibly make lunch.
- Belki öğle yemeği yapamam.
I cannot possibly help you.
- Ben belki size yardımcı olamam.
In retrospect, maybe I shouldn't have posted that photo in my blog.
- Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.
Maybe we can make a deal.
- Belki de bir anlaşma yapabiliriz.
I'm probably hungrier than you are.
- Ben belki de senden daha açım.
You should probably tell Tom you don't want to do that.
- Belki de Tom'a bunu yapmak istemediğini söylemen gerekir.
I took my umbrella lest it rain.
- Belki yağmur yağar diye şemsiyemi aldım.