Maybe you'll come back to me?
- Belki bana geri döneceksin?
When you are constantly told no smoking, no smoking like that, you start thinking, maybe smoking really is a threat to public morals or something.
- Sana sık sık sigara içme,o şekilde sigara içme deniliyorsa, düşünmeye başla, belki sigara içmek toplum ahlakına ya da bir şeye yönelik tehdittir.
You can add sentences that you do not know how to translate. Perhaps someone else will know!
- Nasıl çevireceğini bilmediğin cümleler ekleyebilirsin. Belki başka biri çevirir!
Hunger is perhaps the strongest of all human drives.
- Açlık insan güdülerinin belkide en güçlüsüdür.
Can you possibly help me?
- Belki bana yardımcı olabilirsiniz?
The cleanup at the Fukushima Daiichi plant could take years, possibly decades.
- Fukushima Daiichi tesisindeki temizlik, yıllar belki de on yıllar sürebilir.
Maybe you are working too hard.
- Belki de çok çalışıyorsunuz.
Maybe Tom didn't see us.
- Belki de Tom bizi anlamadı.
I'm probably hungrier than you are.
- Ben belki de senden daha açım.
You should probably tell Tom you don't want to do that.
- Belki de Tom'a bunu yapmak istemediğini söylemen gerekir.
I took my umbrella lest it rain.
- Belki yağmur yağar diye şemsiyemi aldım.