Bu gerçekten oldukça korkunç görünüyor.
- That really sounds quite awesome.
Ne korkunç bir anlaşma!
- What an awesome deal!
O parlak bir geleceğe sahiptir.
- She has a brilliant future.
Sanırım bu parlak bir fikir.
- I think it's a brilliant idea.
Sen görkemli bir iş yaptın.
- You've done a brilliant job.
Herkes onu görkemli bir piyanist olarak tanıdı.
- Everyone recognized him as a brilliant pianist.