adaletsiz

listen to the pronunciation of adaletsiz
Türkisch - Englisch
unjust

If this ideology is racist, colonialist, and unjust, then I think that's what it must be called. You have to call a spade a spade. - Eğer bu ideoloji ırkçı, sömürgeci ve adaletsizse, o zaman söylenmesi gereken şey budur. Dobra dobra konuşmak zorundasın.

Sometimes, life is so unjust. - Bazen yaşam çok adaletsizdir.

unjust, inequitable
unrighteous
iniquitous
inequitable
unjust,inequitable
adalet
{i} justice

It is justice, and not might, that wins in the end. - Sonunda kazanacak olan güç değil adalettir.

Justice will prevail in the end. - Adalet sonunda galip gelecek.

adalet
fairness
adalet
{i} reason
adalet
(Politika, Siyaset) equilibrium
adalet
impartialness
adalet
(Latin) justitia
adalet
equity
adalet
justness
Adalet
(Kanun) aequitas
adalet
equitable
adalet
{i} equitableness
adalet
the courts
adalet
equity. A
adalet
just

It is justice, and not might, that wins in the end. - Sonunda kazanacak olan güç değil adalettir.

Justice without mercy is cruelty; mercy without justice is the mother of dissolution. - Merhametsiz adalet zulümdür, adaletsiz merhamet yok olmanın anasıdır.

adalet
justice; equity
hayat adaletsiz
life is unfair
Türkisch - Türkisch
Adalete aykırı düşen veya adaleti olmayan
Adalet
hak
ADALET
(Hukuk) Herkesin hakkını tanıma; karşılıklı zıt yararlar arasında hakka uygun olan eşitlik ve denge
ADALET
(Osmanlı Dönemi) Zulüm etmemek. Herkese hakkını vermek ve lâyık olduğu muâmeleyi yapmak. Mahkeme. Hak kanunlarına uygunluk. Haksızları terbiye etmek. İnsaf. Mâdelet. Dâd. Cenab-ı Hakk'ın emrini emrettiği şekilde tatbik etmek. Suçluya Allah'ın emrini icra etmek.Adâlet iki şıktır. Biri mübet, diğeri menfidir. Müsbet ise; hak sahibine hakkını vermektir. Şu kısım adâlet; bu dünyada bedahet derecesinde ihâtası vardır. Çünkü her şeyin istidat lisaniyle ve ihtiyac-ı fıtrî lisaniyle ve ıztırar lisaniyle Fâtır-ı Zülcelâl'den isted
Adâlet
(Osmanlı Dönemi) MUADELE
Adâlet
(Osmanlı Dönemi) KAVAM
adalet
(Osmanlı Dönemi) doğruluk, hakkaniyet
adalet
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması
adalet
Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme: "Germiyan'da Süleyman Şahımız adaletle hüküm sürer."- F. F. Tülbentçi
adalet
Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları
adalet
Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme
adalet
alışmaktır."- Anayasa
adalet
Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe
adalet
Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe: "Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya
adaletsiz
Favoriten