Ben bir süre için onun bakımını üstlendim.
- I looked after him for a period of time.
Birçoğu sömürgeciliğin egemenliği altında uzun bir süre baskı ve sefaletten çekmiştir.
- Many have suffered oppression and misery for a long period of time under the rule of colonialism.
Ben arkadaşımın evinini aralıklarla ziyaret ederim.
- I visit my friend's house at intervals.
Otobüsler 20 dakikalık aralıklarla çalışıyor.
- Buses are running at 20 minute intervals.
Annem pantolonumu yamamak zorunda kaldı.
- My mother had to patch my pants.
Otobüsler 20 dakikalık aralıklarla çalışıyor.
- Buses are running at 20 minute intervals.
Toplantılar belli aralıklarla gerçekleştirildi.
- The meetings were held at intervals.
The world economy had a rough patch in the 1930s.
... But obviously we're in a period of time right now where the ...
... sorts of data collected over a period of time investigating ...