Wife and I are invited to the opening - Hanım ve ben açılışa davetliyiz.
Karısı hakkında şikâyet etmeden asla benimle görüşmez.
- He never sees me without complaining about his wife.
Onun karısı neye benziyor?
- What is his wife like?
She's my wife - O benim eşim.
İyi bir kız çocuğu, iyi bir eş yapacaktır.
- A good daughter will make a good wife.
Eşim de seni görmekten memnun olacak.
- My wife will be glad to see you, too.
Orbay Hatun Samsun sâhiline çıktı ve oradan Amasya'ya varıp Toruntay'ın zevcesi Gürcü hatunda misafir kaldı - Orbay Hatun landed to shore of Samsun and from there she was guest of Toruntay's wife Gürcü Hatun in Amasya.
She's my wife. O benim karım.
Şu kadın onun karısı olmalı.
- That woman must be his wife.
O, karısını terk etti ve yarı yaşında bir kadınla aşk hayatı yaşıyor.
- He left his wife and shacked up with a woman half her age.
Tom şimdi John'un eski eşi ile evlidir.
- Tom is now married to John's ex-wife.
Tom eski eşine geri döndü.
- Tom is back with his ex-wife.
Karım uyumaya çalışıyor.
- My wife's trying to sleep.
Karımı seçerken büyük bir hata yaptım.
- I made a big mistake when choosing my wife.
Last night ye haggled and argle-bargled like an apple-wife; and then passed me your word, and gave me your hand to back it; and ye ken very well what was the upshot.
A new wife for the gander is introduced into the pen.
... place I like my wife ...
... my wife, she was eight months pregnant and she was worried ...