Definition von a-farm im Englisch Türkisch wörterbuch
- dairy farm
- mandıra
Tom mandırada çalışıyorken inekleri sağmaya gitmek için her sabah saat beşte kalkmak zorundaydı.
- When Tom was working on the dairy farm, he had to get up at five o'clock every morning to go and milk the cows.
Mandıra çiftçisi öldü.
- The dairy farmer died.
- farm
- çiftlik
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.
- The transition from farm life to city life is often difficult.
Hoover, 1874'te Iowa çiftlik eyâletinde doğdu.
- Hoover was born in the farm state of Iowa in 1874.
- farm
- {f} işlemek
- family farm
- Aile çiftliği, bir aieye ait üretim çiftiği
- farm
- tarla
Çiftçi tarlaya tohumları serpiyor.
- The farmer is scattering seeds over the field.
Çiftçi bütün gün tarlasını sürdü.
- The farmer plowed his field all day.
- animal farm
- hayvan çiftliği
- buy the farm
- nalları dikmek
- development farm
- (Tarım) üretim çiftliği
- farm
- sürüp ekmek
- farm cheese
- (Gıda) süzme peynir
- farm hand
- (Ticaret) tarım işçisi
- farm labourer
- (Ticaret) tarım işçisi
- farm labourer
- çiftlik işçisi
- farm life
- (Tarım) çiftlik yaşamı
- farm life
- çiftlik hayatı
Çiftlik hayatından şehir hayatına geçiş çoğunlukla zordur.
- The transition from farm life to city life is often difficult.
- farm machinery
- (Tarım) tarım makineleri
- farm management
- çiftlik yönetimi
- farm out
- havale etmek
- farm policy
- (Ticaret) tarım politikası
- farm ponds
- (Tarım) çiftlik göletleri
- farm produce
- çiftlik ürünü
- farm products
- tarım ürünleri
- farm tractors
- (Tarım) çiftlik traktörleri
- state farm
- devlet çiftliği
- baby farm
- kreş
- collective farm
- kolhoz
- collective farm
- ortaklaşa çiftlik
- collective farm
- müşterek çiftlik
- dairy farm
- mandıra çiftliği
- farm
- {f} çiftçilik yap
- farm
- çiftlik evi
Tom izole edilmiş bir çiftlik evinde yaşıyor.
- Tom lives in an isolated farm house.
Tom ve ailesi buradan çok uzakta olmayan küçük bir çiftlik evinde yaşamaktadır.
- Tom and his family live in a small farm house not too far from here.
- farm
- çiftçilik yapmak
- farm aid
- tarımsal yardım
- farm animal
- çiflik hayvanı
- farm animals
- çiftlik hayvanları
- farm building
- çiftlik binası
- farm cheese
- köy peyniri
- farm hand
- çiftlik amelesi
- farm hand
- rençper
- farm house
- çiftlik evi
Ahır çiftlik evinin tam arkasında.
- The stable is right behind the farm house.
Tom izole edilmiş bir çiftlik evinde yaşıyor.
- Tom lives in an isolated farm house.
- farm machinery
- ziraat makineleri
- farm manure
- çiftlik gübresi
- farm manure
- işletme gübresi
- farm out
- (iş) havale etmek
- farm out
- kiraya ver
- farm out
- kiraya vermek
- farm pasture
- çiftlik merası
- farm product
- çiftlik ürünü
- farm worker
- çiftçi
- poultry farm
- tavuk çiftliği
Bana tavuk çiftliğinin er ya da geç iflas edeceğini bildiren bir mektup gönderdi.
- He sent me a letter to the effect that his poultry farm would go bankrupt sooner or later.
- truck farm
- bostan
- assistant farm
- asistan çiftlik
- battery farm
- kümes hayvanlarının üretiminde, hayvanların sıkış tepiş yerlerde yetiştirildikleri küçük kafeslerin kullanıldığı çiftlikle
- bird farm
- kuş çiftlik
- cattle farm
- Sığır besi çiftliği
- chicken farm
- tavuk çiftliği
Ken'in amcası büyük bir tavuk çiftliğine sahip.
- Ken's uncle has a big chicken farm.
- cooperative farm
- kooperatif çiftlik
- corporate cattle farm
- Ticari amaçla sığır üreten hayvan çiftliği
Recently I was reading about corporate cattle farms,and I was shocked at how crowded and filthy the conditions are.
- farm brigade
- çiftlik tugay
- farm co op
- çiftlik co op
- farm domain
- çiftlik alanı
- farm drainage
- çiftlik drenajı
- farm gate
- üretici
- farm gate value
- Tarladaki ürünün üretildiği yerdeki fiyatı
- farm horse
- çiftlik atı
- farm irrigation efficiency
- çiftlik sulama verimi
- farm machinery
- ziraat makineleri, tarım makineleri
- farm machinery
- çiftlik makineleri
- farm manure
- çiftlik gübresi, işletme gübresi
- farm mortgage banking
- tarımsal ipotek bankacılığı
- farm pond
- çiftlik gölü
- farm team
- çiftlik takım
- farm to fork
- (Gıda) Tarladan sofraya, üreticiden tüketiciye
- fat farm
- zayıflama merkezi
Ayşe spend two weeks in fat farm to loose weight for her wedding.
- link farm
- bağlantı çiftlik
- server farm
- sunucu çiftliği
- solar farm
- güneş çiftlik
- third person singular of to farm
- üçüncü kişi çiftlik için tekil
- to farm
- çiftliğe
- tree farm
- ağaç çiftlik
- wind farm
- rüzgar çiftliği
- work farm
- iş çiftlik
- antenna farm
- anten parki
- baby farm
- çocuk ve bebekler için ücretli bakımevi, kreş
- collective farm
- (Ticaret) kollektif çiftlik
- collective farm
- kolektif çiftlik
- dairy farm
- (Tarım) süt üretilen çiftlik
- dairy farm
- süt çiftliği
- demonstration farm
- (Tarım) demonstrasyon çiftliği
- dry out farm
- alkol tedavisi merkezi
- farm
- eski bir belediye veya mıntıkadan tarhedilen vergi
- farm
- {f} kiraya vermek
- farm
- {i} rehabilitasyon merkezi
- farm
- su altında kabuklu deniz hayvanları yetiştirmek için ayrılan saha
- farm
- {f} ekip biçmek
- farm
- çiftlikçift
- farm
- {f} yetiştirmek
- farm
- çiftçilik
- farm
- beysbol idman takımı
- farm
- rençper
- farm
- farm hand çiftlik amelesi
- farm
- eski bu verginin mültezimliği
- farm accounting data network
- (Avrupa Birliği) çiftlik muhasebe veri ağı
- farm delivery requirement
- çiftlik sulama suyu ihtiyacı
- farm ditch
- çiftlik arkı
- farm ditch
- çiftçi arkı
- farm drainage
- (Tarım) tarla drenajı
- farm equipment
- çiftçilik teçhizatı
- farm gate price
- (Denizbilim) üretici fiyatı
- farm gate type operations
- (Askeri) birleşik hava harekatı
- farm gate type operations
- (Askeri) BİRLEŞİK HAVA HAREKATI: Dost bir yabancı hava kuvvetine A. B. D. Silahlı Kuvvetleri tarafından sağlanan harekat yardımı ve uzmanlık taktik eğitim. Bu yardım ve eğitim bazı özel durumlarda, muharebede harekat görevi uçuşlarının bu gibi uçuşlar yabancı hava kuvvetinin imkan ve kabiliyetleri ötesinde kaldığı takdirde, verilmekte olan eğitimin bir kısmı olarak, Amerikan ve yabancı hava mürettebatı tarafından birleşik yapılması hususunu kapsar
- farm irrigation efficiency
- çiftlik sulama randımanı
- farm laborer
- rençper
- farm laborer
- çiftlik işçisi
- farm land
- çiftlik arazisi
- farm losses
- çiftlik kayıpları
- farm mechanization
- (Tarım) çiftlik mekanizasyonu
- farm officer
- (Askeri) TARIM SUBAYI: Bir disiplin cezaevinin veya bir ıslah merkezinin idare heyetine mensup bir subay. Bu subay hayvan yetiştirmekte dahil olmak üzere, bir ziraat programının devamı, kontrolü ve yeterli şekilde işlemesinden sorumludur
- farm officer
- (Askeri) tarım subayı
- farm out
- bakımı için anlaşmak (çocuk)
- farm owner
- çiftlik sahibi
- farm planning
- (Tarım) çiftlik planlaması
- farm pond
- (Denizbilim) çiftlik havuzu
- farm problem
- (Ticaret) tarımsal gelir sorunu
- farm produce feed
- (Tarım) çiftlik ürünü yem
- farm senatus
- (Kanun) yaşlılar kurulu
- farm sheep
- koyun yetiştirmek
- farm sprinkler system
- çiftlik yağmurlama sistemi
- farm structural survey
- (Politika, Siyaset) yapısal çiftlik anketi
- farm tractor
- (Otomotiv) tarla traktörü
- farm tractor
- ziraat traktörü
- farm tractor
- (Tarım,Teknik) çiftlik traktörü
- farm worker
- rençper
- farm yields
- (Ticaret) tarımsal getiri
- fuel farm
- (Havacılık) yakıt istasyonu
- funny farm
- akıl hastanesi
- model farm
- numune çifliği
- mussel farm
- (Denizbilim) midyelik
- oyster farm
- istiridye yetiştirilen yer
- oyster farm
- istiridye tarlası
- sewage farm
- lâğım suyu ile sulanan çiftlik
- stock farm
- hara
- stud farm
- (isim) hara
- stud farm
- {i} hara
- truck farm
- sebze bahçesi