ömürlü

listen to the pronunciation of ömürlü
Türkisch - Englisch
lasting (a certain amount of time)
long-lived
ömür
(isim) Life

This is the chance of a lifetime. - Bu bir ömür boyu şanstır.

I can give you a long life. - Sana uzun bir ömür verebilirim.

ömür
{i} lifetime

This is the chance of a lifetime. - Bu bir ömür boyu şanstır.

If that woman will love me for who I am for a lifetime, I would marry her. - O kadın beni ömür boyu ben olduğum için sevecekse ben onunla evlenirim.

ömür
lifespan
uzun ömürlü
long-lasting

Usually, seagulls make long-lasting couples. - Deniz martıları genellikle uzun ömürlü çiftler oluştururlar.

uzun ömürlü
perennial
uzun ömürlü
long life

He won't live a long life. - O, uzun ömürlü olmayacak.

uzun ömürlü
long-life
uzun ömürlü
long-lived
uzun ömürlü
hardwearing
ömür
life time
ömür
working life
ömür
life span
ömür
existence
daha uzun ömürlü olmak
stand through
kısa ömürlü
(Hukuk) ephemeral
kısa ömürlü
fugacious
kısa ömürlü
short-lived, ephemeral
kısa ömürlü
shortlived
kısa ömürlü
fugitive
kısa ömürlü böcek
dayfly
kısa ömürlü şey
ephemeron
kısa ömürlü şey
Ephemera
uzun ömürlü
long lived
uzun ömürlü
durable
uzun ömürlü
durable, hardwearing
uzun ömürlü
heavy duty
uzun ömürlü
serviceable
uzun ömürlü olma
longevity
ömür
life, life-span
ömür
life, lifetime
ömür
service life
ömür
{i} vita
ömür
(someone) who is amusingly odd, entertaining
ömür
race
ömür
time of life
ömür
existance
Türkisch - Türkisch
Ömrü uzun olan
Uzun süreli
kısa ömürlü
Ömrü az olan veya uzun süre yaşamayan
uzun ömürlü
Yaşadığı süre çok uzun olan
Ömür
(Osmanlı Dönemi) DÂD
ömür
Yaşama veya var olma süresi, yaşam, hayat
ömür
Kurtuluş savaşı gazisi Fikret Yüzatlı tarafından üretimine başlanmış olan Türkiye'nin ilk ambalajlı yoğurdunun adı
ömür
Yaşama veya var olma süresi, yaşam, hayat: "Yok yere geçirdim günü, ah nideyim ömrüm seni."- Yunus Emre. Çok hoşa giden şey
ömür
Çok hoşa giden şey
ömürlü
Favoriten