damar damar

listen to the pronunciation of damar damar
İngilizce - Türkçe

damar damar teriminin İngilizce Türkçe sözlükte anlamı

damar
ağaç reçinesi
Türkçe - Türkçe
Katmanlı
Çok damarlı
DAMAR
(Osmanlı Dönemi) Mermer ve ona benzer dalgalı şeylerdeki çizgiler
DAMAR
(Osmanlı Dönemi) Irk
DAMAR
(Osmanlı Dönemi) t. İstidad. Huy, tabiat, inat
DAMAR
(Osmanlı Dönemi) Damar veya köke benzeyip bir cismin her tarafına uzanan yollar
DAMAR
(Osmanlı Dönemi) İnsan bedeninde kanın dolaştığı yollar, şiryan
DAMAR
(Osmanlı Dönemi) Toprağın içindeki maden filizleri ve su tabakası
arif damar
Alıcı Kuşu Kardeşliğin, Ay Kar Toplamaz gibi şiir kitaplarıyla tanınmış şairimiz
damar
Canlı varlıklarda kanın veya besleyici sıvıların dolaştığı kanal: "Alnında ve şakaklarında şişen damarlar ağrıyordu."- P. Safa
damar
Mermerde, bazı taşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi
damar
Mermerde, bazıtaşlarda ve tahta kesitlerinde renk ayrılığı gösteren dalgalı çizgi
damar
Huy, mizaç. İçinde ongun besi suyunun dolaştığı odunsu dokudan boru
damar
Böceklerde kanat zarınıdik tutmaya yarayan organ
damar
Soy, yaradılış
damar
Böceklerde kanat zarını dik tutmaya yarayan organ
damar
Başka türden katmanların arasında bulunan sıvı, maden veya mineral katmanı
damar
Kanın vücudun çeşitli kısımlarına taşınmasını sağlayan kanal
damar aktarma
Vücudun bir yerinden alınan damarı tıkanmış damarın yerine koymak suretiyle yapılan tedavi, by-pass
damar sertliği
Atardamar iç yüzeyinde yaşlanma, yıpranma, kireçlenme sebebiyle ortaya çıkan kan dolaşımı güçlüğü ve kan basıncının artması hastalığı
damar tabaka
İnce kan damarlarından oluşan, göz küresinin içini döşeyen katman
damar tıkanıklığı
Atardamar kanının pıhtılaşması veya yağ parçacıklarının oluşması sonucunda meydana gelen tıkanma, amboli
halkalı damar
Bitkilerin gelişmesine yarayan halka biçimindeki damar
kılcal damar
Dokulardaki atardamarların son dallarını, toplardamarların ilk dallarına birleştiren ince damar
orta damar
Bitki yapraklarının tam ortasında bulunan ve yan damarlara göre daha kalın olan damar
İngilizce - İngilizce

damar damar teriminin İngilizce İngilizce sözlükte anlamı

damar
any of various hard resins from trees of the family Dipterocarpaceae and of the genus Agathis; especially the amboyna pine
damar
{i} dammar, hard resin used in making varnish and oil paints
Türkçe - İngilizce
1. multiveined. 2. seam upon seam
streaky
damar
vessel

The nurse hit a blood vessel. - Hemşire damardan enjeksiyon yaptı.

Blood flows through blood vessels. - Kan, kan damarları aracılığıyla akar.

damar
vein

A dye was injected into a vein of the patient's arm. - Bir boya hastanın kol damarına enjekte edilebilir.

My daughter cut her veins with a piece of glass. - Kızım bir cam parçası ile damarlarını kesti.

damar
vascular
damar içi
intravenous
damar sertliği
path. arteriosclerosis, hardening of the arteries
damar
bad temper
damar
(İnşaat) veining
damar
(Madencilik) large
damar
stem
damar
(Coğrafya) seam
damar
(Madencilik) lode
damar
core
damar
rift
damar (ağaç vb)
streak
damar (ağaç)
streak
damar büzücü
(Tıp) vasoconstrictor
damar büzülmesi
(Tıp) vasoconstriction
damar cerrahisi
(Tıp) vascular surgery
damar genişlemesi
(Tıp) vasodilatation
damar genişletici
(Tıp) vasodilator
damar genişletici
(Biyokimya) vasedilator
damar geçirgenliği
(Tıp) vascular disorders
damar hastalıkları
(Tıp) vascular diseases
damar hastalıkları
coronary disease
damar iltihabı
(Tıp) vasculitis
damar içi
(Biyokimya) intravascular
damar kablo
(Bilgisayar) core
damar sertleşmesi
(Tıp) atherosclerosis
damar tıkanıklığı
(Tıp) atherosclerosis
damar yatak
(Madencilik) vein deposit
damar yolu
(Tıp) vascular access
koroner damar
(Tıp) coronary
kılcal damar
capillary
damar tıkanıklığı
(Tıp, İlaç) Embolism, infarction
içinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol
within blood vessels, nerves, or a liquid overpass
kalp damar cerrahisi
(Tıp, İlaç) Cardiothoracic surgery
kalp-damar cerrahisi
cardio-vascular surgery
şah damar
jugular vein
ana damar
mother lode
dallı damar
branched vein
damar
(ağaç vb.) streak
damar
vein, artery, or vessel (in which blood flows)
damar
string
damar
blood vessel, vein; vein, lode; vein, character; bad temper
damar
(yaprak) nerve
damar
phlebo
damar
grain

It's easier to cut wood with the grain. - Tahtayı damar yönünde kesmek daha kolaydır.

damar
vein (in marble, a rock); seam; lode
damar
blood vessel

A blood vessel burst inside his brain. - Beyninde bir kan damarı patladı.

The nurse hit a blood vessel. - Hemşire damardan enjeksiyon yaptı.

damar ameliyatı
phlebotomy
damar atmak
for an artery to pulsate
damar açımı
med. cutdown
damar ağı
veining
damar biçiminde
(Tıp) veinlike
damar biçiminde
(Tıp) veined
damar bozuklukları
(Anatomi) vascular troubles
damar daraltıcı
(Biyokimya) vasecenstrieter
damar doku
vascular tissue
damar felci
(Fizyoloji) vasomotor paralysis
damar genişlemesi
aneurism
damar hareket bozuklukları
(Anatomi) vasomotor disorders
damar ile ilgili
vascular
damar iltihabı
phlebitis
damar içi (yolla yapılan enjeksiyon)
(Askeri) intravenous
damar içi enjeksiyon
(Tıp) intravenous injection
damar içi kateter
(Tıp) intravascular catheter
damar içi tedavi
(Tıp) intravenous therapy
damar kasıncı
angiospasm
damar kayacı
(Jeoloji) dicke rock
damar oluşumu
(Tıp) angiogenezis
damar onarımı
angioplasty
damar sertliği
hardening of the arteries
damar sertliği
arteriosclerosis
damar sertliğine ait
(Tıp) arteriosclerotic
damar sinirleri
(Anatomi) vasomotor nerves
damar sistemi
hemal
damar sistemi
(Tıp) vascular system
damar sistemi
haemal [Brit.]
damar sıkıştırıcı ilaç
(Tıp) astringent drug
damar tabaka anat. choroid
(of the eyeball)
damar tözü
(Madencilik) vein ore
damar tıkanıklığı
embolism
damar tıkanıklığı
path. embolism
damar tıkanıklığı
infarction
damar uru
path. angioma
damar yangısı
path. angiitis
damar yapısı
(Tıp) vascular structure
damar yayı
(Anatomi) haemal arch
damar yolu yetersizliği
(Tıp) vascular access failure
damar yoluyla enjeksiyon
(Tıp) iv
damar yoluyla enjeksiyon
(Tıp) intra venal
damar örgüsü  
(Tekstil) veining  
damar ışınçekimi
med. angiography
damar şekli
(yaprak) nervation
damar şekli
nervature
damar şeklinde (yaprak)
(Botanik, Bitkibilim) nervation
damar-
(Biyokimya) vase-
devingen damar
(Fizyoloji) vasomotor
düz damar
flat seam
enine damar
cross-lode
iletken damar
(Botanik, Bitkibilim) conductor vein
kalp-damar cerrahisi
cardiovascular surgery
kan ve damar sistemine bağlı
haemal [Brit.]
kan ve damar sistemine bağlı
hemal
kara damar
anat . vein
katman-damar
(Jeoloji) filon-kuşe
kenar damar
(Botanik, Bitkibilim) marginal nervure
küçük damar
(yaprak) veinlet
kılcal damar
anat (a) capillary
kılcal damar
capillary (vessel)
kırmızı damar
(Botanik, Bitkibilim) red vain
orta damar
(yaprak vb.) rachis
rahim damar ağı
(Anatomi) uterine plexus
varisli (damar)
varicose
varisli damar
varicose vein
yaprakta damar düzeni
venation
çapraz damar
cross vein
damar damar