dağları

listen to the pronunciation of dağları
Türkçe - İngilizce
mountains
dağ
mountain

We'd like to climb that mountain. - Biz şu dağa tırmanmak istiyoruz.

Look at that mountain which is covered with snow. - Karlarla örtülü şu dağa bak.

dağları aşıp gelen
tramontane
dağ
{i} mount

Did you know that some foxes lived on this mountain? - Bazı tilkilerin bu dağda yaşadığını biliyor muydun?

We'd like to climb that mountain. - Şu dağa tırmanmak istiyoruz.

dağ
mark
altay dağları
altai mountains
altay dağları
altay mountains
ural dağları
Ural monutains
Alp Dağları
Alpler the Alps
Alp dağları
Alps

Visitors to Switzerland admire the Alps. - İsviçre'ye gelen ziyaretçiler Alp dağlarına hayran kalırlar.

Apalaş dağları
mountain range in eastern North America which extends from southern Canada to northern Alabama in the USA
Apalaş dağları
Appalachians
Balkan Dağları
the Balkan Mountains
Himalaya Dağları
the Himalayas, the Himalaya
Hindukuş Dağları
the Hindu Kush
Tanrı Dağları
the Tien Shan range of mountains (in central Asia)
Toros Dağları the Taurus Mountains
(in southern Turkey)
alçacık/küçük dağları ben yarattım demek
to be very conceited
dağ
brand
dağ
grief, anguish
dağ
mountain; heap, mound
dağ
med. sear (produced by cauterization)
dağ
mons

A huge monster is coming down the mountain. - Kocaman bir canavar dağdan aşağıya iniyor.

A monster lay on a rock near the top of the mountain. - Bir canavar dağın zirvesine yakın bir kayanın üzerinde yatıyordu.

dağ
brand (made by a hot iron)
dağ
montane
korku dağları bekler/bekletir/aşırır
(Atasözü) 1. Some people prefer to flee to the mountains and brave the elements, rather than suffer punishment or oppression. 2. Fear can get the best of people
küçük dağları ben yarattım demek
to be very conceited, be very full of oneself
küçük dağları ben yarattım demek
think oneself no small potatoes
küçük dağları ben yarattım demek
to suffer from a swollen head
Türkçe - Türkçe

dağları teriminin Türkçe Türkçe sözlükte anlamı

Dağ
(Osmanlı Dönemi) NAIT
Dağ
(Osmanlı Dönemi) SÜDD
Dağ
kuh
Dağ
(Hukuk) CEBEL
Dağ
(Osmanlı Dönemi) TUR
dağ
Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan. İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümünde kızgın bir araçla yapılan yanık
dağ
Büyük üzüntü, acı
dağ
İyileştirmek için vücudun hastalıklı bölümünde kızgın bir araçla yapılan yanık
dağ
Yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümlerine verilen ad
dağ
Kızgın bir demirle vurulan damga, nişan
dağ
Büyük üzüntü, acı: "Dağda bağın var, yüreğinde dağın var."- Atasözü
dağları