cemaat

listen to the pronunciation of cemaat
Türkçe - İngilizce
community

Layla was a pillar of the community. - Leyla cemaatin bir direğiydi.

Sami was a pillar in the community. - Sami cemaatte önemli bir kişiydi.

congregation

Sami was a member of the congregation. - Sami dinsel bir cemaat üyesiydi.

We have a congregation with terrific people. - Müthiş insanları olan bir cemaatimiz var.

crowd
caboodle
communion
fold
boodle
congregation, community
parish
flock
troop
sect
congregation; assembly
fellowship
ecclesia
posse
meeting
{i} church
cemaat ile ilgili
congregational
cemaat ile okunan dua
liturgy
cemaat sistemi
parochialism
topluluk, cemaat
communities, communities
cümbür cemaat
the whole caboodle
cümbür cemaat
the whole lot, the whole caboodle
cümbür cemaat
the whole kit and caboodle, the whole push: Cümbür cemaat geldiler. The whole push of them came
hristiyanlıkla ilgili cemaat
church
imam osurursa, cemaat sıçar
(Atasözü) If a leader makes a small mistake, his followers will then make big mistakes
koro ile cemaat arasındaki bölme
rood screen
koro ile cemaat arasındaki kemer
rood arch
mihrap ile cemaat arasındaki paravana
altar screen
safı cemaat line of worshipers
(in a mosque)
son cemaat yeri
narthex
Türkçe - Türkçe
(Osmanlı Dönemi) Aralarındaki münasebetleri din, örf ve âdetlere göre tanzim eden, akrabalık, komşuluk, hemşehrilik gibi rabıtalarla birbirine bağlı insan topluluğu CEMAAT-İ ÇİLİNGİRÂN-I HÂS Tar: Saraydaki çilingirlik işlerini yapmakla muvazzaf sanatkârlar zümresi
Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu: "Önde Rum patriği, arkada bütün cemaatlerin patrikleri, hepsi sırma esvaplı ve altın taçlı, sopalarını taşa vurarak mezarın etrafını tavaf ettiler."- F. R. Atay
(Osmanlı Dönemi) Topluluk. Bir yere toplanmış insanlar. Takım, bölük
(Osmanlı Dönemi) Fık: Bir imama uyup namaz kılan müslümanların heyeti. Bir mezhebe tâbi bir heyet teşkil eden ahali
Bir imama uyup namaz kılan kişiler. İnsan kalabalığı, topluluk: "Sonra, dağılmayan, etrafını saran cemaate dönüyor."- T. Buğra
(Osmanlı Dönemi) topluluk
İnsan kalabalığı, topluluk
Bir dinden veya bir soydan olanların topluluğu
Bir imama uyup namaz kılan kişiler
insan kalabalığı
(Osmanlı Dönemi) ZEMZEME
(Osmanlı Dönemi) DEYLEM
(Osmanlı Dönemi) DABR
(Osmanlı Dönemi) BERİM
(Osmanlı Dönemi) FÜSAT
(Osmanlı Dönemi) HİZB
(Osmanlı Dönemi) FUSTAT
(Osmanlı Dönemi) NEAME
algu
(Osmanlı Dönemi) ÂLEM
(Osmanlı Dönemi) İDDET
Cemaatler
(Osmanlı Dönemi) A'NÂ
Cemâatler
(Osmanlı Dönemi) HUDUD
cumhur cemaat
Cümbür cemaat
cümbür cemaat
Toplu olarak, hepsi birden, cumhur cemaat
cemaat