be used to

listen to the pronunciation of be used to
İngilizce - Türkçe
alışık
alışkın olmak
alışmak
alışık olmak
için kullanılabilir

Kum torbaları sele karşı korumak için geçici bir duvar inşa etmek için kullanılabilir. - Sandbags can be used to erect a temporary wall to protect against floods.

Mary'nin cümleleri İngilizce öğrenmek için kullanılabilir. - Mary's sentences can be used to learn English.

alışık olmak
used to
alışkan
used to
alışkın

O uzun mesafe yürümeye alışkın. - He is used to walking long distances.

Erken kalkmaya alışkınım. - I'm used to getting up early.

used to
(eskiden) -erdi
used to
alışkın olmak
used to
öğür
to be used to
alışmak
used to
alışık olmak
used to
-ardı
used to
ederdi

Tom, Boston'dan nefret ederdi. - Tom used to hate Boston.

Robert hafta sonlarında dükkânda babasına yardım ederdi. - Robert used to help his father in the store on weekends.

used to
yapardı

O, arkadaşlarına karşı zorbalık yapardı. - He used to bully his friends.

Büyükbabam kendisi için mobilya yapardı. - My grandfather used to make furniture for himself.

used to
kullan

O, atmosferdeki karbon dioksit miktarlarının artmasından dolayı Dünyanın ısınmasını tanımlamak için kullanılan bir terimdir. - It is a term used to describe the warming of the earth due to increasing amounts of carbon dioxide in the atmosphere.

Benim Japon öğretmenim fiil çekimlerini hatırlamamıza yardımcı olan bir şarkı kullanırdı. Hiç kimse gerçekten birlikte söylemezdi. - My Japanese teacher used to use a song to help us remember verb conjugations. No one really sang along.

be used
alışılmak
used to
geçmiş zamanda yapılan
to be used to
alışkın olmak
used to
alışık

Tom yalın ayak yürümeye alışık değildir. - Tom isn't used to walking barefooted.

Herkesin önünde konuşmalar yapmaya alışık değilim. - I'm not used to making speeches in public.

İngilizce - İngilizce
be accustomed to, be familiar with
used to
accustomed to, tolerant or accepting of

He was shivering a little, for he had always been used to sleeping in a proper bed, and by this time his coat had worn so thin and threadbare from hugging that it was no longer any protection to him.

used to
Formerly; once, but no longer; thus forming the imperfect tense

I used to know a guy from the UK who pronounced mother without the r.

used to
action that was accurate once but is not true at this time (e.g.: "Her parents used to live in Europe and now they live in the USA")
used to
in the habit; "I am used to hitchhiking"; "you'll get used to the idea"; " was wont to complain that this is a cold world"- Henry David Thoreau
used to
in the habit of
be used to

    Türkçe nasıl söylenir

    bi yuzd tı

    Telaffuz

    /bē ˈyo͞ozd tə/ /biː ˈjuːzd tə/

    Etimoloji

    [ 'bE ] (verb.) before 12th century. Middle English, from Old English bEon; akin to Old High German bim am, Latin fui I have been, futurus about to be, fieri to become, be done, Greek phynai to be born, be by nature, phyein to produce.

    Videolar

    ... They were used to [INAUDIBLE] ...
    ... There used to be rumors. ...

    Günün kelimesi

    paragoge