başaramamak

listen to the pronunciation of başaramamak
Türkçe - İngilizce
fail
miscarry
(Hukuk) to fail
fail to achieve the intended result
lose out
flunk
başar
brought off
başar
succeed

If it were not for her help, I would not succeed. - Onun yardımı olmasa, başaramam.

He will without doubt succeed in the exam. - Şüphesiz o, sınavda başarılı olacak.

başar
{f} thrived
başar
{f} contrived
başar
thrive
başar
{f} achieving
başar
{f} succeeding

Tom has no chance of succeeding. - Tom'un başarma şansı yok.

If you're trying to scare me, you're succeeding. - Beni korkutmaya çalışıyorsan başarıyorsun.

başar
throve
başar
contrive
başar
{f} thriving
başar
succeed in

If you are to succeed in the exam, you must study hard. - Sınavında başarılı olacaksan, sıkı çalışmalısın.

He will without doubt succeed in the exam. - Şüphesiz o, sınavda başarılı olacak.

başar
{f} accomplished

We've accomplished everything we set out to do. - Yapmaya kalkıştığımız her şeyi başardık.

Ken finally accomplished what he set out to do. - Ken sonunda yapmak için yola çıktığı şeyi başardı.

başar
{f} fare

In college, I fared ill with physics and well with chemistry. - Üniversitede fizik dersini başaramadım ama kimyayı başardım.

başar
{f} thriven
başaramama
Failure
başar
effectuate
başar
broughtoff
başar
bringoff
başar
accomplish

I will accomplish it at all costs. - Ben, ne pahasına olursa olsun onu başaracağım.

Even if it takes me ten years, I am determined to accomplish the job. - On yılımı alsa bile, işi başarmaya kararlıyım.

tam olarak başaramamak
(deyim) go off half-cocked
tam olarak başaramamak
(deyim) go off at half cock
Türkçe - Türkçe
çuvallamak
başaramamak